Hakkımda

Fotoğrafım
Çaylarınızı kapıp gelin ve sizinle güzelce bir muhabbet kuralım. Hayattan birazcık kopmaya hakkınız olsun değil mi? Bakmayın sayfamda çok aktif olamadığıma ama siz gelirseniz eğer, bu sayfamda daha çok aktif olmamı gereltirecek ve işte o zaman beraberce bir şeyler başarmış olacağız. Dikkat edin; biz diyorum, ben değil! Çünkü bu sayfayı ben oluştursam bile sizsiz hiç bir şey başarılı olamaz. Unutmayın ki, ilk başta ben bu sayfayı kendim için kurmuş olsam da, daha sonra paylaşacak kimsem olmadığı için bana hiç bir yararı olmadı. Bu yüzden size ve paylaşacaklarımıza ihtiyacım var. Haydi o zaman, daha ne bekliyorsunuz! Bir çay koyup gelin yanıma, daha paylaşacak bir çok şeyimiz var. :)
tığ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tığ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Mart 2026 Pazar

AZ AZ DÖRT GÜNÜM


Çok Maceralı Olmasa Da Geçirdiğim Dört Gün


    Bayram da neler yaptığımı anlatacağım sizlere bugün. Arife yani perşembe gününden başlayıp pazar gününe kadar gün gün ilerlemeyi düşünüyorum. Öyle çok hareketli bir yazı beklemeyin. Normalde bile sosyalleşmeyi pek sevmeyen biri olarak benim günlerim rutin geçer genelde. Bayram da biraz rutinin dışına çıkıp biraz daha aktif günler geçiyorum sadece... Şimdi ilk günden başlayalım.

1. Gün: Perşembe

    Arife günü biraz yorucu ve hareketli geçti benim için. Öncelikle evi topladık, temizledik; bayram temizliği olmasa da iyi bir temizlik yaptık. Sonra ben kitaplığımda Harry Potter rafımı düzenledim. Malum doğum günü hediyesi olarak o rafa bir kitap daha eklenmişti.

    Rafın yeni hali daha çok hoşuma gitti açıkçası ve "İyi ki de yeni bir düzen kurmuşum," dedim kendi kendime. Yaptığım şeyden memnun kalınca, bu sefer de odama geçtim. Odam biraz dağınıktı ve orayı topladım. Hatta örgü iplerimi ve malzemelerimi düzenledim. Karışmıştı iyice...
    Geçen çay sohbetinde bahsetmiştim ya size; yeni bir proje aklımda var ama ilk önce ip beğenip almalıyım diye. İpimi seçtim ve aldım. Kısa bir sürede de teslim edildi. İstediğim gibi de gelince o şevkle ben de başladım az az yapmaya. Ama bu diğeri kadar boşluklu olmayacağı için yapmam ona göre biraz daha vaktimi alacak. Çok acele de etmiyorum zaten. Bazen parmaklarım çok ağrıyor ve kasılıyor. O yüzden yavaş yavaş ilerleyeceğim.
    Aaaa biz perşembe günü ne yaptığımdan bahsediyorduk değil mi? Tığ, örgü işlerinden değil... Hemen geri asıl mevzuya dönüyorum.
    O gün bu işlerimi yaptıktan sonra müzik açıp biraz kendimce eğlendim ve akşamı da bol bol kitap okuyarak geçirdim. Çay da yaptım kendime tabi ki. Çay ve kitap ikilisine bayılıyorum! Benim için günün rahatlama anı bu oluyor. Çayım hazır, kitabım elimde ve ben dünyadan uzaklaşıp başka diyarlara gidiyorum.
    Arife günü işte böyle bir rahatlama anıyla bitti.

2. Gün: Cuma

    Şimdi geldik cuma gününe, bayramın ilk gününe... Sabahtan ilk önce bahçeye uğrayıp halamı aldık. Onun kızı olan Melek Abla ve onun oğlu Zeynel'in işlettiği Laren'de Kahvaltı'ya gittik. Bayramlaştık ve hep beraber kahvaltı yaptık orada. Hava soğuktu ama odun ateşi içeriyi sımsıcak yapmıştı. Hep beraber sohbet ettik, kahvaltının üzerine kahvelerimizi de içtik. Melek abla yakın zamanda bir kitap anlaşması imzaladı. Yakında kitabı çıkacak. Bu linkten küçük tanıtımına ulaşabilirsiniz... Kitabın adı, Bir Kız Vardı... kendi hayat hikayesini yazdığı kısa ama ilham verici bir kitap oldu, diyorum. Çünkü redaksiyonu ve editörlüğü bana ait. Evet, kitabın hemen hemen her aşamasında vardım. İçinde yazanları biliyorum ama yine de alıp okumayı bir an önce bekliyorum.
    Bu sohbetlerden sonra halamı da tekrar alarak bahçeye geri döndük. Hava soğuk olduğu için çok dışarı çıkamadım, evin içinde kuzinenin başında sıcacık biraz oturdum. Gelirken uğradığımız, halama süt aldığımız komşunun kaktüslerinden ben de aldım. Onları dikmek için dışarı çıktım bir ara ama babam bana bırakmadan dikmiş. Bu sene onlara bitki besini almayı düşünüyorum. Daha önce hiç vermemiştim. Pazartesi bunun için ufak bir alışveriş yaparım sanırım.
    Sonra akşam eve geldik. Tığ işiyle uğraştım biraz. Yemek falan yedik. Sonra da buraya Ernest Hemingway ile ilgili yazımı paylaştım ve size çok teşekkür ettim. O yazıya da buradan ulaşabilirsiniz. Sonra da biraz kitap okuyup yattım.

3. Gün: Cumartesi

    Yine erken kalktığımız bir gün oldu. Aydın - Germencik'e çorba içmeye gittik. Kahvaltımız Kelle Paça Çorbası oldu. Oradan arabayla köylerden orman yollarından Şirince'ye geçtik. Şirince her zaman ki gibi kalabalıktı. Orda da durmadan yine bahçeye geldik. Burada kitap okudum tabi ki çay eşliğinde... 
    Hava yine soğuk olduğu için yine içerde kuzinenin yanında sıcacık takıldım. Zaten çok fazla durmadık ve eve erken geldik.
    Eve gelince biraz daha kitap okudum. Sonra sosyal medyada vakit geçirirken karşıma bir tığ motifi daha çıktı ve yapması aşırı kolaydı. Aklıma hemen fikirler gelmeye başladı. Gördüğüm modelin örneğini hemen çıkardım ve şu anda yaptığım yelekten vazgeçip bunu yelek olarak yapmaya karar verdim. Çünkü bu yelek olarak daha güzel duracaktı. Ama hazır yapmaya başladığıma da kıyamadım. Hem ilerlemiştim hem de o model de çok hoşuma gitmişti. Ben de onu farklı bir şekilde değerlendirmeye karar verdim ve anında planlar değişiverdi. İşte ben, aklıma esince her şeyi değiştiriyorum. Neyse sonuçta ikisini de yapmaya karar verdim. Şimdi önceliğim başladığım işi bitirmek tabi ki. O yüzden akşamın geri kalanını tığla uğraşarak geçirdim. Tabi ki ilk önce çay koydum ve o demleyesiye kadar biraz kitap okudum. Sonra da ellerim ağrıyasıya kadar sesli kitap eşliğinde örgüme devam ettim.

4. Gün: Pazar

    Ve bugün dört günün sonuncusu. Hareketliliğinde en az olduğu gün sanırım. Sabah kalktım ve kahvaltı yaptık. Kahvaltıdan sonra çayımı akıp odama geçtim ve günlük on beş sayfa kitap okuma hedefimi yaptım. Bir bardak daha çay içtikten sonra evde günlük yapılacak işleri yaptım.
    Ufak bir yürüyüş yaptım. Yine onda da bir günlük hedefim var ve bu yürüyüşü yaparken de kitabıma devam ettim. İlerledikçe açılıyor kitap ve anlamlaşıyor. Nasıl bitecek, neler olacak, merak ediyorum yani. 
    Yürüyüşü bitirdikten sonra sesli kitabımı açtım ve tığ işime biraz daha zaman ayırdım. Bir an önce bitirmek istiyorum artık ama daha var. Yine az biraz çay demledim kendime çünkü sabah çok içememiştim. 
    Sonra da bu sohbet yazısını düzenlemeye başladım. Bunu düzenlemem bitince büyük ihtimal scrapbook olarak tuttuğum defterimin eksik günlerini yapmaya başlayacağım. Ondan sonra ya da önce belki kitaptan biraz daha okurum ki kitabı da bugün bitirmek istiyorum aslında. Bakalım... neye karar vereceğim. Şimdilik bu kadar olsun bu sohbetimiz. Bir kaç gün sonra yine görüşürüz illa ki, sevgiler...

16 Mart 2026 Pazartesi

KARMAKARIŞIK SOHBET KONULARI

Beş Dakikalığına Gerçeklerden Kopuş


Gerçeği yalnız başına bırakalım
Dünyadan kaçıp uzaklaşalım
Gerçek gerçekmiş gibi kalsın
Biz kendi gerçekliğimizi oluşturalım


    Bu yukarıdaki dizilere katılıyorsunuz belli ki buradasınız. Bu yazıyı okumaya gelmişsiniz demek ki buna ihtiyacınız var. E o zaman bana da hoşgeldiniz demek düşer.
    Bugün çay muhabbeti yapacağız sizlerle, akışına bırakıp düşünceler bizi nereye götürürse... Götürdüğü yere kadar devam edeceğiz. Çaylar, kahveler hazırlansın ve başlayalım sohbetimize...



    Buraya çok kısa bir ara vermiştim, bu ayın başında... Bunun nedenlerinden biri önceki yazıda bahsettiğim kitap üçlemesiydi. Buraya onun linkini bırakıyorum. Merak edenler 📚 bu emojiden o yazıya ulaşabilirler. Şimdi gelelim diğer nedene... İkinci nedenim ise bu sıralarda başka bir hikaye üzerinde çalışmam oldu. Yani boş durmadım bu sürede bir hikaye daha kaleme aldım. O hikayeyle biraz uğraştığım için burayı boşladım diyebilirim, dürüstçe...
    Yazdığım o son hikayeyi burada yayınlar mıyımm, bilmiyorum açıkçası. Çünkü bu diğer hikayelerime göre birazcık uzun oldu. A4 formatıyla yirmi sayfaya ulaştı. O yüzden burada paylaşmak olur mu, bilemedim. Paylaşırsam da belki iki parça şeklinde yaparım. Hikaye de buna uygun bir yapıda zaten.  Ama yakın bir zaman da olmayacak. Yakın zamanlarda canım isterse daha önce yazdıklarımdan paylaşabilirim. Hem daha önceki yazılarımı da revize etmem gerekiyor. Bu da bahane olabilir. Söz vermiyorum! Buna dikkat edelim. Çünkü tembel bir insanım malum. Tabi aslında tembel değil ama çok fazla şeylerle uğraşıyorum. Uğraştığım her şeye zaman ayıramıyorum ya da bazılarını ertelemek zorunda kalıyorum. Ben de böyle bir tipim işte.
    Neyse ne...

    Şimdi de başka bir şey konuşalım biraz, alemlerden alem içinde... Yine bir hobiyle ilgileniyordum. Tığdan kendimce bir motif yarattım ki bu motif illa ki biliniyordur ama ben kendi kendime ortaya çıkardım ve bir bluz yaptım kendime. Bluz dediysem, delikli bir şey... onlara ne diyoruz isimlerini bilmiyorum. Araştırmam lazım, kesin farklı bir ismi vardır.
    Onu tişörtlerin üzerine giymek için yaptım. Tabi gömleklerin üzerinde de harika duracak bence. Benim tarzım da genelde böyle olduğu için istediğim şeyi kendim yapmış oldum. Bir de aldığım ipin rengi çok güzel oldu. Kot pantolon üzerine harika yakışacak.
    Şimdi baktım da ayrı bir isimleri yokmuş. Direkt delikli bluz olarak deniyormuş.. Benimki de tam öyle işte.
    Tığla uğraşmayı sevdim. Daha önce bileklik falan yapardım. Şimdi daha büyük işlere giriştim. Aklımda bir tane daha model var şimdiden. Ama bu sefer bluz değil de delikli, salaş bir yelek yapmaya çalışacağım. Yine bir ip alışverişi yapmam gerekecek ilk önce. Sonra da başka bir şeyle ilgilenmeye başlamazsam eğer bu projeye başlarım.
    Bir de iğne oyasına da merak saracağım gibi duruyor. Ufaktan bir kaç video izledim. Hoş bir şey ve yapabilirim gibi hissettim. Onu da denemek istiyorum. Belki ondan da bileklik, kolye falan yaparım. Ben genelde bileklik taktığım için böyle şeyler de ilk bileklik yapmayı deniyorum. Sonra işi büyütüyorum kendimce.😁Belki buna da devam edebilirsem yaptığım bluzların kenarına, kollarına ve yakalarına falan yapabilirim. Hoş durur bence yani.
    Planlar, planlar... işte benim sorum bu. Çok fazla planım var. Gün içinde aklıma türlü türlü yapılabilecek şeyler geliyor. Özellikle üretmek ve yaratmak olduğunda beynim son hız çalışıyor. Ve bunu seviyorum ben ya! Yani düşünmeyi değil de üretmeyi ve yaratmayı... Beni tatmin ediyorlar. Böyle olunca da mutlu oluyorum. Hayatın tadı geliyor, falan filan işte...

    Hadi ufak bir ara verelim. Çaylarımızı tazeleyelim ve yeniden bir araya gelelim.

    Evet, ben geldim. Siz de toplanın bakalım, ufak ufak. Bu arada kitap okumalar nasıl gidiyor? Benim yazılarımı okuyorsanız eğer kitap da okuyorsunuz diye düşünüyorum. Kitap okuma alışkanlığı olmayanların blog yazıları okuması azdır diye tahmin ediyorum. O yüzden nasıl bu ay okumlar şu ana kadar? Ben dört kitap okudum ve şu an beşincideyim. Ama iki kitap incecikti ve ikisi de bir günde bitiverdiler. Diğer okuduğum serinin aralarına aldım onları. Çünkü okuduğum seri ağırdı ve kitaplar üzerine düşünmek için zaman yaratmam gerekiyordu. Şimdi ise kalın bir kitap okuyorum. Daha sonra özel bir gün için kendime özel bir kitap seçtim. Ondan sonra da katıldığım ve altı yıldır üyesi olduğum kitap kulübünün bir kitabı var. O da ince sayılacak kitaplardan. Ondan sonra bir tane daha kalın bir kitabım olacak. Ve bu ay böyle geçecek. Ayın sonuna doğru vaktim kalırsa çizgi roman ve ocak ayında başlayıp henüz bitiremediğim H.P. Lovecraft'ın Bütün Hikayeleri vardı, onu da okuyup bitirebilme ihtimalim var gibi gibi... Şimdilik ben de böyle işte kitap okumaları...

    Bunlardan hariç bir de kaktüslerimle uğraşacağım zamanlar geliyor. Yakın bir zaman da oluştu bu hobi de. Çiçek değil ama kaktüs bakıyorum, biriktiriyorum. Evimizin balkon penceresi saksı saksı benim kaktüslerimle dolu. Bakamayıp öldürdüklerim de oldu ama iyi bakıp renk renk çiçek açanlarım da oldu. Şu mevsim de iki tanesi çiçek hazırlığına başladı bile. Hava sıcaklığı biraz daha yükselsin saksı değişime ihtiyacı olanları belirleyip toprakla vakit geçireceğim anlarım gelecek.

    Geçen haftalarda kaktüslerini çok sevdiğim bir ablamızın bahçesinden aldığım üç adet daldan oluşan bir saksım daha oldu. Onu bahçede, dışarıda tutuyorum. Yakında gittiğimiz de halamın kedisinin üst tarafını kırdığını görünce yerini değiştirmiştim. Bu gidişimde baktığımda yeniden filizlenmeye başlamıştı. Mutlu oldum. Bu arada bu saksı kaktüs değil, sukulent saksısı oldu. Kaktüs bakıyorum ama sukulent bakma konusunda ise hala yetersiz kalıyorum.

    Bugünlük bu kadar diyelim mi, çay sohbetimize? Hem siz dünyadan biraz uzaklaştınız hem de ben gerçeklikten koptum. Yeni sohbetler de görüşmek üzere...

15 Şubat 2026 Pazar

BERABERCE BİR CUMARTESİ GÜNÜ GEÇİRELİM



Bir Cumartesi Günü...


    Bugün ailemle beraber onların yaptığı ve benim çocukluğumun geçtiği bahçeye gidiyoruz. Tabi bu sefer siz de bana eşlik ediyor olacaksınız. Gideceğimiz yerde bir köy evimiz var. Hatta yanında halamın evi de var ki halam hala orada yaşıyor; kedisi, köpekleri ve tavuklarıyla birlikte... Biz de haftada iki üç kez gideriz zaten. Mesafe uzak değil ve orası bizim ilk evimiz. Bugün de akşama kadar orada vakit geçireceğiz ve ben de size gün içinde neler yaptığımı görseller birlikte süsleyerek anlatacağım.

    Hadi başlayım o zaman...

Evden Çıkış

   İlk olarak evden çıkış var. Yeşil çay, soda ve limon... Bu karışımı bilmeyeniniz yoktur herhalde. Ben bunu düzenli olarak tüketiyorum ve bugün de aksatmamak için kahvaltıdan hemen sonra karışımı hazırlıyor ve su şişeme doldurup yanıma alıyorum. Ayrıca bugün orada halama bir tığ örneği göstereceğim ve bu aralar bileklik yapmaya taktığım için yanıma tığlarımı ve iplerimi de alıyorum. 

    Arabada, telefonda her gün yapmam gereken bazı rutinlerimi hallediyorum. Bir yandan da babamın müzikleriyle etrafı izliyorum.

    Varış Noktası

    Ve geldik. Arabadan iner inmez bizi halamın kedisi karşılıyor. Sevimli bir dişi kedi, adı Caniko... Onu biraz sevdikten sonra halamın evine girip çantamı bırakıyorum ve sadece şişemi alıp dışarı çıkıyorum. Halam bugün evde yok. Kızının yanına yardıma gitmiş. Kızı, Melek Abla Larende Kahvaltı'yı işletiyor. Bugün Cumartesi olduğu için de halam orada Melek Abla'yla beraber gözleme yapacak. Öğleye kadar orada olur sonra gelir. İşletme, bizim olduğumuz yere çok yakın zaten.


Yürümek ve Temiz Dağ Havası...



     Şimdi ben içeceğimle beraber ufak bir yürüyüş yapacağım. Toprak da dünkü yağmurdan dolayı çamurlu gibi. O yüzden ilk önce ufak ufak bir deneyelim. Çok fazla çamur değil, idare eder. Ve evet şimdi sesli kitabımızı açmak kalıyor yalnızca...

    Ben biraz yürüyüş yaptıktan sonra, ailemle beraber evin yakınlarındaki tepeye geldik. Hem mantar arayıp hem de ot yapacağız. Yürüyüş de yarım kaldı. Ama buradaki adımlarla en azından günlük hedefi tamamlarız. Ve su şişem de boşaldı. Ben temiz hava alırken size de bir kaç tane manzara fotoğrafı koyuyorum ki siz de o havayı solumuş kadar olun... 

    
    Kitap dinlemeye de ara verdim. Şu an sadece doğanın sesini dinliyorum, bol oksijenle birlikte. Kitabın bugün bitmesi gerekiyor ama şu an, anda kalmalıyım. Kitabı illa ki bitiririm.


    


    Haklısınız, laleler olmuş ve ben de topladım. Karışık küçük bir demet yaptım ama onları kurtulacağım. Scrapbook Defteri tutuyorum ve bu çiçekler büyük ihtimal ona yapışacak. Bugünün Scrapbook sayfasını yaptıktan sonra burada bir güncelleme atar ve o sayfayı da paylaşabilirim sizinle.



El İşi Yükleniyor...

    Yapılacak otların yapılması, bulunacak mantarların bulunamaması nedeniyle temiz hava
almamız bugünlük bitiyor. Gerisin geri bahçemize dönüyoruz. Ben halamın evinde az biraz sesli kitap dinleyerek dünkü başladığım bileklik örme işine geri dönüyorum. Elimdeki bütün iplerle aynı modelden renk renk bileklik yaptım kendime. Ben iplerle vakit geçirirken halamda geldi. Beraber çay yaptık. Çay içerken ona çıkardığım deseni gösterdim ve ona fikrimi anlattım. Ona da mantıklı geldi.

    Akşam yemeğimizi de bahçede yedikten sonra eve dönüş yolunda aklım yapacağım elişindeydi ve eve gelir gelmez tekrar kendime bir çay demleyip beğendiğim bir ipi sipariş verdim. Şimdi onun gelmesini beklemek kaldı geriye. Bakalım nasıl bir şey ortaya çıkacak? Planladığım, hayal ettiğim gibi olursa eğer çok memnun olacağım sonuçtan. Belki ilerde burada da paylaşabilirim, tabi ilk önce kendim beğenirsem ortaya çıkan ürünü...

    Gün, çay ve kitap eşliğinde son buluyor.

    NOT: Kitap tabi ki de bitmiştir.

    SONRADAN BİR NOT: Bu Bloğu açtığım zaman paylaştığım ilk yazı da yine bir Cumartesi gününe denk gelmiş... Sonradan fark ettim ve bu tesadüf hoşuma gitti.

Ufak Bir Hikaye...

AMATÖR YAZARDAN HİKAYELER -2-

BİR AİLE MESELESİ 16.08.2025/17.08.2025 7   Ben masada oturmuş sadece konuşulanları düşünmeye başlamıştım. Çevremdeki üç insan da ko...