17 Mart 2026 - 35. YAŞ
35 Yaş Şiiri
Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.
Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allah'ım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
Zamanla nasıl değişiyor insan?
Hangi resmime baksam ben değilim.
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim;
Yalandır kaygısız olduğum yalan.
![]() |
| 35 Yaş Şiiri'nin Yazarı |
Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız,
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.
Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç fark ettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.
Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze, ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüğüm tarumar?
Neylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak.
Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında.
Aşağı Yukarı Ortalama Bir Tahminle Yarı Ömür Yolculuğu
35 yaşıma girmişken tam da bu şiiri anımsamamak elimde değil. Ben Cahit Sıtkı gibi karamsar değilim aslında ama yine de günün anlam ve önemine cuk diye oturan bir şiir yazmış sonuçta üstat. Bu sebeple yazıma bu şiirle başlamak istedim.
Evet arkadaşlar, bugün benim doğum günüm ve 35 yıldır bu dünya üzerinde varlığımı sürdürüyorum. Kimisine göre yokum, kimisine göre varım hatta kimilerine göre iyi ki varken bazılarına göre de varlığı zararım... belki yokluğu daha iyi olanım belki de varlığı her şeye değenim. Herkes farklı düşünür, herkes hakkında... O sebepledir ki, başkalarının sizin hakkınızdaki düşüncelerini her zaman benimsemeyin. Kendinize bakın, iç muhasebenizi yapın ve sonuçta kafanız ve vicdanınız rahatsa gerisini sallayın. Herkesi memnun edemediğiniz gibi bir de mükemmel olmadığınızı kabul edin. Kimse, hiç bir şey, hiç bir varlık mükemmel değildir. Kusurlarla biz, biziz arkadaşlar.
Nasılmış 35 yaş aydınlanması? Şaka, şaka... Bu aydınlanmaya ben çoook önce, hayatımın bir noktasında başladım. Hangi nokta? Hatırlamıyorum. Sadece aydığımı biliyorum. Yine kendi düşüncelerimle baş başa kaldığım bir gün, fark ettim ki benim dünya görüşüm oluşmuş. Hayat artık daha katlanılır olmuş, daha kabul edilebilir olmuş ve daha yaşanılası olmuş.
Az ve öz bir sosyal çevre, tercih edilebilen yalnızlık, kendinle baş başa kalmak, kendini tanımak ve sevmek, istediğin şeyleri yapmak, kendi zevklerinle mutlu olmak, sana karışanları umursamamak, insanların düşüncelerine değer vermek ve kendi düşüncelerinle karşılaştırıp kendince doğruya yönelmek, cahil insanlara gerçeği göstermek için çabalamamak ve direkt onlardan uzaklaşmak (çünkü bu bulaşıcı bir şey olabiliyor, deneyimim var!), sohbet edebileceğin insanları seçebilmek, seçemediğin insanlara "He, he," diyebilmek, hayatının el verdiğince özgür olabilmek ve en önemlisi ufacık bir şey de kendini mutlu hissedebilmek... Bana göre bu saydıklarım yaşamdan alabileceğimiz en yüksek tatmine yakın şeyler. Hayatımın bir yerinde aydığım şeyler işte bunlar. Bunları yapamaya da biliyorsunuz. O zaman tatmin seviyesini biraz daha düşürebileceğiniz şeyleri bulmalı ve yine de ucundan mutluluğu yakalamalısınız. Yapılabilir diyorum ama herkesin hayatı, yaşamı farklı. Kimilerinde de olmuyordur...
Bu arada şu "Aslı Teyze'den İnciler..." güzel konu başlığı olur! Bunu bir düşüneyim sonra ben. Zaten şu aralar blog yayınlarımla ilgili bir plan yapmaya çalışıyorum, daha düzenli gitmesi için. Çay sohbetleri, kitap sohbetleri için haftalık gün belirlemeye çalışıyorum ki belli olsun, hangi günler olacağı. Hikayelerim için de arada yazsam da günü belli olsun diyorum. Ama işte günler belli olsa da bana uygun olmayabiliyor bazen o yüzden düzgün bir planla ilerleyemedim şu ana kadar. Bu ayın kalanın da ve bir daha ki ayda da sadık kalabilirsem yaptığım plana, ufak bir duyuru şeklinde burada da bir paylaşım yapacağım. Takip edip okumak isteyenler ona göre ziyaret edebilirler.
Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder. Aynen yarıladık bu yolculuğu aşağı yukarı ortalama bir tahminle... Şimdiye kadar olan kısımları da beğendik. Daha iyi olabilir miydi? Tabi ki olabilirdi. Mesela Finlandiya'da yaşıyor olabilirdim. Neden Finlandiya mı? Tahmin edemediniz mi? Çünkü dünyadan en uzak orası var.
(Tamam, biliyorum. Finlandiya da Dünya üzerinde ve Dünya'dan uzak olamaz. Mantık çerçevesinde kesinlikle hak veriyorum size. Ama dikkat edersiniz ki benim dünya yazımda 'd' küçük harfle yazılı. Bu da demek oluyor ki ben gezegen olarak dünyayı kastetmedim. Çoğunluk, yerleşim, iletişim anlamında bir dünyayı kastettim.)
Sözün özü memnun bir yarı ömür geçirdim. Bundan sonrasına da bakacağız artık. Yaşayıp görüp öyle karara varacağız. Karara varamasak da yapacak bir şey yok, yaşamış olacağız yine de...
35 yaşımı kutlayan, iyi ya da kötü dilekler de bulunan herkese teşekkür ediyor ve candan sarılıyorum hepinize... Siz de iyi ki varsınız!..




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder