Hakkımda

Fotoğrafım
Çaylarınızı kapıp gelin ve sizinle güzelce bir muhabbet kuralım. Hayattan birazcık kopmaya hakkınız olsun değil mi? Bakmayın sayfamda çok aktif olamadığıma ama siz gelirseniz eğer, bu sayfamda daha çok aktif olmamı gereltirecek ve işte o zaman beraberce bir şeyler başarmış olacağız. Dikkat edin; biz diyorum, ben değil! Çünkü bu sayfayı ben oluştursam bile sizsiz hiç bir şey başarılı olamaz. Unutmayın ki, ilk başta ben bu sayfayı kendim için kurmuş olsam da, daha sonra paylaşacak kimsem olmadığı için bana hiç bir yararı olmadı. Bu yüzden size ve paylaşacaklarımıza ihtiyacım var. Haydi o zaman, daha ne bekliyorsunuz! Bir çay koyup gelin yanıma, daha paylaşacak bir çok şeyimiz var. :)
muhabbet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
muhabbet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Mart 2026 Pazartesi

KARMAKARIŞIK SOHBET KONULARI

Beş Dakikalığına Gerçeklerden Kopuş


Gerçeği yalnız başına bırakalım
Dünyadan kaçıp uzaklaşalım
Gerçek gerçekmiş gibi kalsın
Biz kendi gerçekliğimizi oluşturalım


    Bu yukarıdaki dizilere katılıyorsunuz belli ki buradasınız. Bu yazıyı okumaya gelmişsiniz demek ki buna ihtiyacınız var. E o zaman bana da hoşgeldiniz demek düşer.
    Bugün çay muhabbeti yapacağız sizlerle, akışına bırakıp düşünceler bizi nereye götürürse... Götürdüğü yere kadar devam edeceğiz. Çaylar, kahveler hazırlansın ve başlayalım sohbetimize...



    Buraya çok kısa bir ara vermiştim, bu ayın başında... Bunun nedenlerinden biri önceki yazıda bahsettiğim kitap üçlemesiydi. Buraya onun linkini bırakıyorum. Merak edenler 📚 bu emojiden o yazıya ulaşabilirler. Şimdi gelelim diğer nedene... İkinci nedenim ise bu sıralarda başka bir hikaye üzerinde çalışmam oldu. Yani boş durmadım bu sürede bir hikaye daha kaleme aldım. O hikayeyle biraz uğraştığım için burayı boşladım diyebilirim, dürüstçe...
    Yazdığım o son hikayeyi burada yayınlar mıyımm, bilmiyorum açıkçası. Çünkü bu diğer hikayelerime göre birazcık uzun oldu. A4 formatıyla yirmi sayfaya ulaştı. O yüzden burada paylaşmak olur mu, bilemedim. Paylaşırsam da belki iki parça şeklinde yaparım. Hikaye de buna uygun bir yapıda zaten.  Ama yakın bir zaman da olmayacak. Yakın zamanlarda canım isterse daha önce yazdıklarımdan paylaşabilirim. Hem daha önceki yazılarımı da revize etmem gerekiyor. Bu da bahane olabilir. Söz vermiyorum! Buna dikkat edelim. Çünkü tembel bir insanım malum. Tabi aslında tembel değil ama çok fazla şeylerle uğraşıyorum. Uğraştığım her şeye zaman ayıramıyorum ya da bazılarını ertelemek zorunda kalıyorum. Ben de böyle bir tipim işte.
    Neyse ne...

    Şimdi de başka bir şey konuşalım biraz, alemlerden alem içinde... Yine bir hobiyle ilgileniyordum. Tığdan kendimce bir motif yarattım ki bu motif illa ki biliniyordur ama ben kendi kendime ortaya çıkardım ve bir bluz yaptım kendime. Bluz dediysem, delikli bir şey... onlara ne diyoruz isimlerini bilmiyorum. Araştırmam lazım, kesin farklı bir ismi vardır.
    Onu tişörtlerin üzerine giymek için yaptım. Tabi gömleklerin üzerinde de harika duracak bence. Benim tarzım da genelde böyle olduğu için istediğim şeyi kendim yapmış oldum. Bir de aldığım ipin rengi çok güzel oldu. Kot pantolon üzerine harika yakışacak.
    Şimdi baktım da ayrı bir isimleri yokmuş. Direkt delikli bluz olarak deniyormuş.. Benimki de tam öyle işte.
    Tığla uğraşmayı sevdim. Daha önce bileklik falan yapardım. Şimdi daha büyük işlere giriştim. Aklımda bir tane daha model var şimdiden. Ama bu sefer bluz değil de delikli, salaş bir yelek yapmaya çalışacağım. Yine bir ip alışverişi yapmam gerekecek ilk önce. Sonra da başka bir şeyle ilgilenmeye başlamazsam eğer bu projeye başlarım.
    Bir de iğne oyasına da merak saracağım gibi duruyor. Ufaktan bir kaç video izledim. Hoş bir şey ve yapabilirim gibi hissettim. Onu da denemek istiyorum. Belki ondan da bileklik, kolye falan yaparım. Ben genelde bileklik taktığım için böyle şeyler de ilk bileklik yapmayı deniyorum. Sonra işi büyütüyorum kendimce.😁Belki buna da devam edebilirsem yaptığım bluzların kenarına, kollarına ve yakalarına falan yapabilirim. Hoş durur bence yani.
    Planlar, planlar... işte benim sorum bu. Çok fazla planım var. Gün içinde aklıma türlü türlü yapılabilecek şeyler geliyor. Özellikle üretmek ve yaratmak olduğunda beynim son hız çalışıyor. Ve bunu seviyorum ben ya! Yani düşünmeyi değil de üretmeyi ve yaratmayı... Beni tatmin ediyorlar. Böyle olunca da mutlu oluyorum. Hayatın tadı geliyor, falan filan işte...

    Hadi ufak bir ara verelim. Çaylarımızı tazeleyelim ve yeniden bir araya gelelim.

    Evet, ben geldim. Siz de toplanın bakalım, ufak ufak. Bu arada kitap okumalar nasıl gidiyor? Benim yazılarımı okuyorsanız eğer kitap da okuyorsunuz diye düşünüyorum. Kitap okuma alışkanlığı olmayanların blog yazıları okuması azdır diye tahmin ediyorum. O yüzden nasıl bu ay okumlar şu ana kadar? Ben dört kitap okudum ve şu an beşincideyim. Ama iki kitap incecikti ve ikisi de bir günde bitiverdiler. Diğer okuduğum serinin aralarına aldım onları. Çünkü okuduğum seri ağırdı ve kitaplar üzerine düşünmek için zaman yaratmam gerekiyordu. Şimdi ise kalın bir kitap okuyorum. Daha sonra özel bir gün için kendime özel bir kitap seçtim. Ondan sonra da katıldığım ve altı yıldır üyesi olduğum kitap kulübünün bir kitabı var. O da ince sayılacak kitaplardan. Ondan sonra bir tane daha kalın bir kitabım olacak. Ve bu ay böyle geçecek. Ayın sonuna doğru vaktim kalırsa çizgi roman ve ocak ayında başlayıp henüz bitiremediğim H.P. Lovecraft'ın Bütün Hikayeleri vardı, onu da okuyup bitirebilme ihtimalim var gibi gibi... Şimdilik ben de böyle işte kitap okumaları...

    Bunlardan hariç bir de kaktüslerimle uğraşacağım zamanlar geliyor. Yakın bir zaman da oluştu bu hobi de. Çiçek değil ama kaktüs bakıyorum, biriktiriyorum. Evimizin balkon penceresi saksı saksı benim kaktüslerimle dolu. Bakamayıp öldürdüklerim de oldu ama iyi bakıp renk renk çiçek açanlarım da oldu. Şu mevsim de iki tanesi çiçek hazırlığına başladı bile. Hava sıcaklığı biraz daha yükselsin saksı değişime ihtiyacı olanları belirleyip toprakla vakit geçireceğim anlarım gelecek.

    Geçen haftalarda kaktüslerini çok sevdiğim bir ablamızın bahçesinden aldığım üç adet daldan oluşan bir saksım daha oldu. Onu bahçede, dışarıda tutuyorum. Yakında gittiğimiz de halamın kedisinin üst tarafını kırdığını görünce yerini değiştirmiştim. Bu gidişimde baktığımda yeniden filizlenmeye başlamıştı. Mutlu oldum. Bu arada bu saksı kaktüs değil, sukulent saksısı oldu. Kaktüs bakıyorum ama sukulent bakma konusunda ise hala yetersiz kalıyorum.

    Bugünlük bu kadar diyelim mi, çay sohbetimize? Hem siz dünyadan biraz uzaklaştınız hem de ben gerçeklikten koptum. Yeni sohbetler de görüşmek üzere...

22 Şubat 2026 Pazar

ÇAYINIZI KAPIP GELİN, BUGÜN HEP BERABER SOHBET EDİYORUZ...

 Oradan, Buradan, Şuradan Bir Sohbet Meselesi... 

    Merhabalar...

    Bugün nasılsınız? Biraz sohbet edelim diyorum bugün; oradan, buradan, şuradan... Kelimelerin akışı bizi nereye yönlendirirse artık... Bu arada; çayınız, kahveniz hazır mı? Hazır olan da var, olmayan da, anladığım kadarıyla. O zaman hazır olanlar; biraz müsaade edebilirseniz, diğer arkadaşlarımız da bence hemen kendilerine bir sohbet ortamı hazırlayacaklardır. Biraz bekleyebiliriz bence onları.

    Evet geldiniz mi? Ben de çayımı şöyle bir koyayım ortaya ve başlayalım bakalım biraz dünyadan uzaklaşmak adına bir araya toplandığımız sohbete.




    Sohbet konusunu ve akışını mecbur ben belirliyorum arkadaşlar ama keşke siz de aktif olarak katılabilseydiniz. Bunun için başka çeşitli yöntemler var, haklısınız. Sohbet grupları gibi değil mi? Aaaaa bakın aklıma ne geldi şimdi? Bir sohbet grubu kurulacak, isteyenler katılacak sonra bir sohbet konusu bulunacak ve herkes bu konuyla ilgili bir şeyler paylaşacak. Daha sonra gruptan ortaklaşa bir kişi seçilecek ve o editör gibi bu konuşmaları düzenleyip bir eser ortaya çıkaracak. Çok yazarlı bir deneme... Bu fikir bana ait, çalmayınız sakın!!! 😜 Ve evet şu an aklıma geldi bu fikir. Bu bir proje taslağı olarak burada dursun, belki ileri de  hayata geçiririm ya da geçiririz, kim bilir? Güzel bir fikir bence...

    Bugünün konusuna hala gelmedin diyen arkadaşlar var aranızda. Ama zaten bugüne ait bir konu yok ki! Doğaçlama ilerleyecektim ki öyle de oluyor. Yukarıda bahsettiğim de bir sohbet sayılabilir bence. Sizinle bir fikrimi paylaştım ve sohbette bir fikir, düşünce paylaşımı değil midir? Öyle değil mi? Ama öyleymiş. Şimdi baktım ve benim bu yaptığım tam anlamıyla bir sohbetmiş. Yani yazı türü olarak da sohbet varmış ve şu an benim yazdığım bu içerik sohbet yazı türüymüş. Öğrendiğim iyi oldu. Hep yazdığım içeriklerin hangi türe ait olduğunu sorgulardım. Haklısınız, edebiyatçı bir kişiliğim olmasına rağmen hala cahil kaldığım noktalar var. Aslında cahil demeyelim de tembel diyelim. 😁 Merak eder ama araştırmayı unuturum ya da ertelerim ya da araştırmam, öylece kalır.



    Aslında bu tembelliğimin sebebi çok fazla ilgi alanımın olması da olabilir. Bilgi edinmeyi aşırı seven biriyim. Bu tarih olsun, bilim olsun, edebiyat, sanat... artık hangisi denk gelirse. O yüzden çok dağınığım hem kafamın içinde hem de yaşamımda. Mesela bir çok hobim var. Kitap okumayı hobiden saymıyorum bu arada çünkü kitap okumak benim için artık bir hobi değil, yaşam biçimi oldu. Diğer hobilerim olmadan belki yapabilirim ama kitap okumadan durabileceğimi sanmıyorum. 

    Hobilerim... Bu başka bir sohbet konumuz olsun. Çünkü ben biraz ayran gönüllü olduğum için fazla fazla hobim var. Hala yaptıklarım var, zaman içinde bıraktıklarım var, arada sırada devam ettiklerim var. O yüzden hepsini listeleyip notlar alarak size anlatmam gerekecek. Şu anda ise doğaçlama gittiğimiz için öyle bir hazırlığım yok maalesef. Ama tabi ki siz isterseniz hobilerimi paylaşmamı, gelecek zamanlarda bir hazırlık yapıp sizinle paylaşabilirim. Bugünlük kalsın. Bugün başka bir şeylerden konuşalım sizle. Ayrıca benden istediğiniz sohbet konuları olursa ya da bahsetmemi, anlatmamı istediğiniz herhangi bir şeyler olursa bana ulaşın, lütfen. Severim böyle aktif olmaya zorlanmayı! 😉 Yoksa yine tembelliğim tutacak diye korkmuyor değilim. Çünkü içerik arşivime bakarsanız bir dönem insanken sonradan bir hayalete dönüştüğümü görebilirsiniz. Şimdi yeniden insan olmaya çalışıyorum ve bunun için siz okuyucularımın yardımına ihtiyaç duyuyorum.

    Bir şeyler paylaşmayı seviyorum özellikle bu yazı yazmamı gerektiriyorsa. Çünkü sözlü olarak kendimi ifade edebileceğime hiç bir zaman tam güvenemiyorum. Dilimden çok kalemime güveniyorum. Bence yazı işini de kıvırıyorum. Siz ne dersiniz? Bir yere kadar kendimi yetenekli görüyorum. En azından hayal gücüm çok iyi, bundan kesinlikle eminim.

    Bu arada bu söylediklerimden kendini beğenmiş bir kişi diye düşünmeyin beni, sadece kendini seven biri olarak düşünebilirsiniz daha çok. Bu iki ifade birbirinden farklıdır gerçekten de, biliyorsunuz değil mi? Kendini beğenmek, egoyla ve kendini her şeyin üstünde görmekle alakalı iken; kendini sevmek, kendinle barışık olmak anlamına gelir. Yani kendini yanlışlarınla, doğrularınla hem eleştirebilir hem de övebilirsin. Bu kendini tanımakla ve her bir özelliğinle beraber kendini kabul etmek ve sonunda kendinle barışık bir yaşam sürmekle alakalı. Bu benim yaşam felsefem de olabilir. Çünkü kendimle barışık olmazsam bu dünyayla barışık olamam ve hayatımdan en yüksek tatmini alamam. Kendini sürekli eleştirmek de zarar, sürekli övmek de... kendini tanımak ve barışmak gerekir. Sonra dünya önünüzde açılıyor zaten...



Konuyla pek alası yok fotoğrafın ama bir şekilde bu sohbette olması anlamlı geldi bana...    Neyse bu konular biraz uzmanlık gerektiren konular sayılır. Ama söylemeliyim ki, uzman olmasam da bu konuda yine de oldukça iyiyimdir. Kendinle barışık bir hayat sürmek... evet bunu yapıyorum, yapabiliyorum. Tek başına da değil, yardım tabi ki alıyorum. İlk olarak çevremdeki insanlar... hepsi özellikle seçilmiştir. Bu konuda bayağı seçiciyimdir zaten. Sonra sanat geliyor. Sanatın hemen hemen her dalı beni bu hayata bağlar, bütünleştirir bu dünyayla. Edebiyat, müzik, resim hemen hemen hepsi ilgi alanıma giriyor. Her sanat dalına ufaktan ufaktan bulaşmışımdır. Çünkü ben sanatsız bir hayat hayal edemiyorum. Ayrıca bu çok fazla olan hayal gücünü bir yerlere de kusmalıyım. Bu hayal gücünün fazlası da bazen çok yorucu oluyor! Anda kalamıyorum çoğu zaman, dalgın oluyorum, etrafımı net göremiyorum; hep bir puslu, hep bir düşüncelerimin, kafamın içinde bir yerlerde oluyorum. Dikkatsiz oluyorum ve genelde etrafımdan aldığım en çok eleştiri de budur. Ama bana bunu söylerken bilin ki ben aslında kafamın içinde çok fazla yaşıyorum. Oradan ayrılıp gerçek dünyaya dönmek aşırı bir çaba gerektiriyor benim için. Ki kafamın içi de güzeldir be! 😂 Oradan ayrılıp da kim gerçek dünyayı görmek ister ki? Ama istemem lazım; anı, anları kaçırıyorum hatta bazen yaşamı bile kaçırdığım oluyor.

    Aaaaa kusura bakmayın! Bunun bir sohbet olması gerekiyordu. Bense tutmuş kendimden bahsetmeye dalmışım... Bu seferlik o zaman böyle olsun. Yine az az birkaç şey konuştuk beraber. Yine böyle bir sohbet yapmak isterim. Siz de isterseniz ulaşın bana ve beraber ne yapabiliriz bir bakalım. O zaman bu seferlik sohbetimizin sonuna geldik diyelim mi?

    Kendinize iyi bakın...

    👋👋👋👋👋

Ufak Bir Hikaye...

AMATÖR YAZARDAN HİKAYELER -2-

BİR AİLE MESELESİ 16.08.2025/17.08.2025 7   Ben masada oturmuş sadece konuşulanları düşünmeye başlamıştım. Çevremdeki üç insan da ko...