Beş Dakikalığına Gerçeklerden Kopuş
Gerçeği yalnız başına bırakalım
Dünyadan kaçıp uzaklaşalım
Gerçek gerçekmiş gibi kalsın
Biz kendi gerçekliğimizi oluşturalım
Bu yukarıdaki dizilere katılıyorsunuz belli ki buradasınız. Bu yazıyı okumaya gelmişsiniz demek ki buna ihtiyacınız var. E o zaman bana da hoşgeldiniz demek düşer.
Bugün çay muhabbeti yapacağız sizlerle, akışına bırakıp düşünceler bizi nereye götürürse... Götürdüğü yere kadar devam edeceğiz. Çaylar, kahveler hazırlansın ve başlayalım sohbetimize...
Buraya çok kısa bir ara vermiştim, bu ayın başında... Bunun nedenlerinden biri önceki yazıda bahsettiğim kitap üçlemesiydi. Buraya onun linkini bırakıyorum. Merak edenler 📚 bu emojiden o yazıya ulaşabilirler. Şimdi gelelim diğer nedene... İkinci nedenim ise bu sıralarda başka bir hikaye üzerinde çalışmam oldu. Yani boş durmadım bu sürede bir hikaye daha kaleme aldım. O hikayeyle biraz uğraştığım için burayı boşladım diyebilirim, dürüstçe...
Yazdığım o son hikayeyi burada yayınlar mıyımm, bilmiyorum açıkçası. Çünkü bu diğer hikayelerime göre birazcık uzun oldu. A4 formatıyla yirmi sayfaya ulaştı. O yüzden burada paylaşmak olur mu, bilemedim. Paylaşırsam da belki iki parça şeklinde yaparım. Hikaye de buna uygun bir yapıda zaten. Ama yakın bir zaman da olmayacak. Yakın zamanlarda canım isterse daha önce yazdıklarımdan paylaşabilirim. Hem daha önceki yazılarımı da revize etmem gerekiyor. Bu da bahane olabilir. Söz vermiyorum! Buna dikkat edelim. Çünkü tembel bir insanım malum. Tabi aslında tembel değil ama çok fazla şeylerle uğraşıyorum. Uğraştığım her şeye zaman ayıramıyorum ya da bazılarını ertelemek zorunda kalıyorum. Ben de böyle bir tipim işte.
Neyse ne...
Şimdi de başka bir şey konuşalım biraz, alemlerden alem içinde... Yine bir hobiyle ilgileniyordum. Tığdan kendimce bir motif yarattım ki bu motif illa ki biliniyordur ama ben kendi kendime ortaya çıkardım ve bir bluz yaptım kendime. Bluz dediysem, delikli bir şey... onlara ne diyoruz isimlerini bilmiyorum. Araştırmam lazım, kesin farklı bir ismi vardır.
Onu tişörtlerin üzerine giymek için yaptım. Tabi gömleklerin üzerinde de harika duracak bence. Benim tarzım da genelde böyle olduğu için istediğim şeyi kendim yapmış oldum. Bir de aldığım ipin rengi çok güzel oldu. Kot pantolon üzerine harika yakışacak.
Şimdi baktım da ayrı bir isimleri yokmuş. Direkt delikli bluz olarak deniyormuş.. Benimki de tam öyle işte.
Tığla uğraşmayı sevdim. Daha önce bileklik falan yapardım. Şimdi daha büyük işlere giriştim. Aklımda bir tane daha model var şimdiden. Ama bu sefer bluz değil de delikli, salaş bir yelek yapmaya çalışacağım. Yine bir ip alışverişi yapmam gerekecek ilk önce. Sonra da başka bir şeyle ilgilenmeye başlamazsam eğer bu projeye başlarım.
Bir de iğne oyasına da merak saracağım gibi duruyor. Ufaktan bir kaç video izledim. Hoş bir şey ve yapabilirim gibi hissettim. Onu da denemek istiyorum. Belki ondan da bileklik, kolye falan yaparım. Ben genelde bileklik taktığım için böyle şeyler de ilk bileklik yapmayı deniyorum. Sonra işi büyütüyorum kendimce.😁Belki buna da devam edebilirsem yaptığım bluzların kenarına, kollarına ve yakalarına falan yapabilirim. Hoş durur bence yani.
Planlar, planlar... işte benim sorum bu. Çok fazla planım var. Gün içinde aklıma türlü türlü yapılabilecek şeyler geliyor. Özellikle üretmek ve yaratmak olduğunda beynim son hız çalışıyor. Ve bunu seviyorum ben ya! Yani düşünmeyi değil de üretmeyi ve yaratmayı... Beni tatmin ediyorlar. Böyle olunca da mutlu oluyorum. Hayatın tadı geliyor, falan filan işte...
Hadi ufak bir ara verelim. Çaylarımızı tazeleyelim ve yeniden bir araya gelelim.
Evet, ben geldim. Siz de toplanın bakalım, ufak ufak. Bu arada kitap okumalar nasıl gidiyor? Benim yazılarımı okuyorsanız eğer kitap da okuyorsunuz diye düşünüyorum. Kitap okuma alışkanlığı olmayanların blog yazıları okuması azdır diye tahmin ediyorum. O yüzden nasıl bu ay okumlar şu ana kadar? Ben dört kitap okudum ve şu an beşincideyim. Ama iki kitap incecikti ve ikisi de bir günde bitiverdiler. Diğer okuduğum serinin aralarına aldım onları. Çünkü okuduğum seri ağırdı ve kitaplar üzerine düşünmek için zaman yaratmam gerekiyordu. Şimdi ise kalın bir kitap okuyorum. Daha sonra özel bir gün için kendime özel bir kitap seçtim. Ondan sonra da katıldığım ve altı yıldır üyesi olduğum kitap kulübünün bir kitabı var. O da ince sayılacak kitaplardan. Ondan sonra bir tane daha kalın bir kitabım olacak. Ve bu ay böyle geçecek. Ayın sonuna doğru vaktim kalırsa çizgi roman ve ocak ayında başlayıp henüz bitiremediğim H.P. Lovecraft'ın Bütün Hikayeleri vardı, onu da okuyup bitirebilme ihtimalim var gibi gibi... Şimdilik ben de böyle işte kitap okumaları...
Bunlardan hariç bir de kaktüslerimle uğraşacağım zamanlar geliyor. Yakın bir zaman da oluştu bu hobi de. Çiçek değil ama kaktüs bakıyorum, biriktiriyorum. Evimizin balkon penceresi saksı saksı benim kaktüslerimle dolu. Bakamayıp öldürdüklerim de oldu ama iyi bakıp renk renk çiçek açanlarım da oldu. Şu mevsim de iki tanesi çiçek hazırlığına başladı bile. Hava sıcaklığı biraz daha yükselsin saksı değişime ihtiyacı olanları belirleyip toprakla vakit geçireceğim anlarım gelecek.
Geçen haftalarda kaktüslerini çok sevdiğim bir ablamızın bahçesinden aldığım üç adet daldan oluşan bir saksım daha oldu. Onu bahçede, dışarıda tutuyorum. Yakında gittiğimiz de halamın kedisinin üst tarafını kırdığını görünce yerini değiştirmiştim. Bu gidişimde baktığımda yeniden filizlenmeye başlamıştı. Mutlu oldum. Bu arada bu saksı kaktüs değil, sukulent saksısı oldu. Kaktüs bakıyorum ama sukulent bakma konusunda ise hala yetersiz kalıyorum.
Bugünlük bu kadar diyelim mi, çay sohbetimize? Hem siz dünyadan biraz uzaklaştınız hem de ben gerçeklikten koptum. Yeni sohbetler de görüşmek üzere...




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder