Biraz Kitap Çokça Yazar
Başlıktan anlaşıldığı gibi bugün bir yazardan, Cervantes'ten bahsedeceğiz. Tahmin de ediyorsunuzdur ama ben yine de söyleyeyim, bu aralar yazarın en ünlü eseri olan Don Quijote'u okuyorum. Zaten o yüzden biraz da bugün Cervantes'ten bahsedeceğiz. Ama ondan önce kitabı okuma sürecimden az biraz bahsetmek istiyorum.
Don Quijote beni biraz zorluyor açıkçası. Çok içine giremiyorum kitabın, odaklanamıyorum. Halbuki dili çok yorucu da değil ama sanırım kitabın yazıldığı dönemle ilgili çok bilgi içermesinden dolayı beni yoruyor olabilir kitap. Bu yüzden de yavaş okuma süreci oluyor benim için. Kitapla ilgili sohbetimiz de dolayısıyla hemen olmayacak gibi. En azından şimdilik yazarla ilgili sohbet edelim dedim ben de bu durumda. Çünkü çağına göre gerçekten farklı bir edebi eser veren bir yazar. Hatta toplumunu çok iyi eleştiren ve toplumunun yanlış yönlerini ironiyle harmanlayarak anlatan bir yazar kendisi. Bazen kendi kendini bile eleştirmiş. Tabi bu gözlemlerimi Don Quijote'tan yola çıkarak söylüyorum. Çünkü yazarın diğer kitaplarını okumadım ve bilmiyorum doğrusu.
Don Quijote'un okuduğum bu elimdeki basımında çok faydalı bir önsöz de var. Yazarın roman da kullandığı teknik kısımları anlattığı yer özellikle aklımda kalıcı bir yer edindi ve Cervantes'e daha bir hayranlıkla bakmama neden oldu. O kısımları artık kitap sohbetine bırakacağım. Ve şimdi yazarımıza, tam adıyla; Miguel de Cervantes Saavedra'ya yöneleceğim...
Miguel de Cervantes Saavedra
Cervantes, 1547 yılında Madrid yakınlarında dünyaya gelmiş. Ailesi kalabalıkmış ve altı tane kardeşi varmış. Babası ise gezgin bir eczacı olduğu için yazarımız gezginliğe aşırı alışık bir şekilde büyümüş ve dolayısıyla düzenli bir eğitim hayatı olamamış. 21 gibi bir yaşta aşık olduğu kadın için düelloya girip karşı tarafı ağır yaraladığı için ceza olarak halk önünde sol elinin kesilmesine ve on yıl sürgün edilmesine karar verilir çünkü o dönem İspanya'sında düello yasaktır maalesef. Ve işte bu karar Cervantes'in 22 yaşında İtalya'ya kaçmasına neden olur.
Cervantes, kaçak hayatı yaşarken o dönemde Osmanlı İmparatorluğu'na karşı kurulacak olan Haçlı ordusuna katılmaya karar verir. 1571 yılında yapılan ve Türk Tarihi'nde de çok iyi bilinen İnebahtı Deniz Savaşı'nı Osmanlı İmparatorluğu kaybeder. Ama bizim konumuz bu değil. Bizim konumuz bu savaşa katılan yazarımız Cervantes... Sol elinin kesilmemesi için ülkesinden kaçan yazarımız işte bu savaş sırasında, ülkesinden çok uzakta, sol elini kullanamayacak şekilde kaybetmiştir. Ama yazarımız bu kaybın arkasından ertesi yıl yine Osmanlı'ya karşı sefere çıkan Haçlı Ordusu'na katılır fakat bu sefer pes eder ve ordudan ayrılıp Napoli üzerinden kendi memleketi İspanya'ya dönmeye çalışır. Ancak Osmanlı saldırısından kurtulamaz ve beş yıl Cezayir'de esir olur.
Cervantes en son, ülkesine dönmek amacıyla o dönemdeki İspanya Kralı'na yazdığı mektubunda ülkesinde işlediği suçun affını ister. Yazarın bu af ricası kabul edilir ve nihayet memleketine geri kavuşur ve onun için hayatının yeni dönemi açılır, Yazar Cervantes...
Otuza yakın oyun yazar ilk dönemler ve sonra pastoral romanı La Galatea'yı kaleme alır ama bunu tamamlayamaz. Hatta bu konuda Don Quijote'ta bizzat kendi kendini eleştirir okurlarının gözünden.
"...Peki yanındaki bu kitap ne?"
"Miguel de Cervantes'in La Galatea'sı," dedi berber.
"Cervantes benim çok eski arkadaşımdır; şiirden çok talihsizlikle tecrübeli olduğunu bilirim. Kitabı yenilik bakımından fena sayılmaz; ancak başlangıçta kendine koyduğu hedefe ulaşamamıştır. Yazacağını vaat ettiği ikinci bölümünü beklemek gerek, belki bu düzeltmeyle, şimdilik kendisinden esirgenen hoşgörüyü elde edebilir..."
Don Quijote'tan yaptığım bu alıntı da kendisine yönelttiği eleştirisini görebilirsiniz. Şimdi yavaş yavaş da bu alıntı yaptığımız eseri yazdığı dönemlere gelelim. O dönemler yazdığı Oviedolu Katalina Sultan isimli tiyatro oyununda İstanbul ve Topkapı Sarayı'ndan sıkça bahseder yazarımız ve bu eser II. Murat'ın yönetimindeki İstanbul'u anlatır. Edebiyat çalışmalarına bu şekilde devam ederken para kazanmak amacıyla da donanmaya katılır ama yine bir talihsizliği devre girer ve görevi sırasında bazı usulsüzlükler tespit edilip suçlu bulunur, hapse girer. İşte bu hapis döneminde kendisinin en ünlü eseri olan Don Quijote'u yazmaya başlar ve kitabın 1605 yılında basımı tamamlanır. Basılır basılmaz da en çok okunan kitap olur ve hatta korsan yayıncılığın da öncüsü sayılabilecek şekilde çoğaltılmıştır. Böyle aşırı bir okur kitlesi oluşunca da yazarımız Cervantes, eserin devam kitabını yazmaya karar verir.
Don Quijote'tan da bahsettiğimize göre artık yazar sohbetimizin sonlarına doğru geldik sayılır. Son cümleler olarak Cervantes, 1616'da 69 yaşında hayata veda eder. Arkasında döneminin eleştirisini yapan ve o dönemdeki tabuları yıkan bir eser bırakır ki hala daha dünyaca okunan bir eserdir bu.
Yazara saygıyla...
Don Quijote'tan da bahsettiğimize göre artık yazar sohbetimizin sonlarına doğru geldik sayılır. Son cümleler olarak Cervantes, 1616'da 69 yaşında hayata veda eder. Arkasında döneminin eleştirisini yapan ve o dönemdeki tabuları yıkan bir eser bırakır ki hala daha dünyaca okunan bir eserdir bu.
Yazara saygıyla...



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder