Hakkımda

Fotoğrafım
Çaylarınızı kapıp gelin ve sizinle güzelce bir muhabbet kuralım. Hayattan birazcık kopmaya hakkınız olsun değil mi? Bakmayın sayfamda çok aktif olamadığıma ama siz gelirseniz eğer, bu sayfamda daha çok aktif olmamı gereltirecek ve işte o zaman beraberce bir şeyler başarmış olacağız. Dikkat edin; biz diyorum, ben değil! Çünkü bu sayfayı ben oluştursam bile sizsiz hiç bir şey başarılı olamaz. Unutmayın ki, ilk başta ben bu sayfayı kendim için kurmuş olsam da, daha sonra paylaşacak kimsem olmadığı için bana hiç bir yararı olmadı. Bu yüzden size ve paylaşacaklarımıza ihtiyacım var. Haydi o zaman, daha ne bekliyorsunuz! Bir çay koyup gelin yanıma, daha paylaşacak bir çok şeyimiz var. :)
kitap alıntısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap alıntısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Mart 2026 Perşembe

YENİ BAHAR (ZAMAN ÇARKI 0) - ROBERT JORDAN


ZAMAN ÇARKI DÖNER

VE ÇAĞLAR GELİR GİDER

OLMUŞ OLAN, OLACAK OLAN

VE OLMAKTA OLAN

HER AN GÖLGENİN ALTINDA EZİLEBİLİR


BIRAKIN EJDER BIR KEZ DAHA

ZAMANIN RÜZGARLARINA BİNSİN.


    Bence bu sohbete en uygun başlık da bu olurdu zaten. Uzun soluklu bir efsanenin her başlangıcında karşımıza çıkan cümlelerle efsanenin ilk başlangıcına anca bu cümleler yakışırdı.

    Bugün sizlerle efsane bir epik fantastik kitap serisi olan Zaman Çarkı'nın başlangıç kitabı, Yeni Bahar ile ilgili sohbet edeceğiz. Ama kitaba geçmeden önce seriyle ilgili sizinle paylaşacağım çok kısa şeyler olacak. Sonra, Yeni Bahar... 

    Seriyi uzun bir okuma sürecinin ardından geçen yıl ocak ayında finale ulaştırmayı başarmıştım ve çok da tadı damağınızda kalan bir tatla bittiydi. Ama o evrene veda edemeyeceğimi hemen anlamıştım. O yüzden de bu kitabı saklı tuttum, zamanı gelince okumak için. Ve nihayet bu yıl bu kitabı doğum günüme denk getirerek kendime ufak bir torpil geçtim.

    Zaman Çarkı evrenine veda ettiğime bakmayın, oraya tekrar dönme isteği sürekli aklıma geliyor. O yüzden kendimi durdurmak ve okumak istediğim başka kitaplara haksızlık olmaması için bir karar verdim: 40 yaşıma gireceğim yıl tekrar bu seriyi okuyacağım...

    Evet bu birazcık uzun süreli bir plan ve hayatta ne olacağı bilinmez ama bu plan yapmaya da engel olmuyor. O yüzden 2031 yılı benim için Zaman Çarkı tekrar başlangıç yılı olacak diye ümit ediyorum.                                                                               

    Şimdi gelelim az az Yeni Bahar hakkında konuşmaya...

    Serinin başlangıcında da okuyabilirsiniz bu kitabı ya da benim gibi sona da saklayabilirsiniz. Benim için son olması daha iyiydi. Zaman Çarkı evrenine tekrar dönüş, ufak bir kesitine bir bakış... oraya olan özlemimi birazcık yonttu. Ama yine de özlem hep var olacak!

    Bu kitapta Moiraine ve Lan gibi aslında iki farklı karakterin bir amaç uğruna nasıl bir araya geldiklerinin hikayesi anlatılıyor bize. Ariel savaşıyla birlikte Ejder Dağı'nın eteklerinde başlıyor kitap; Tar Valon, Beyaz Kule'de Yenidendoğan Ejder’in kehanetiyle devam ediyor ve kurgu ilerledikçe, Sınır Boyları ile Afet'e kadar uzanıyoruz.

    Kehanet sırasında Beyaz Kule’de Siuan ve Moiraine’ni Kabuledilmiş olarak görüyoruz ve onlar bu kehanete şans eseri şahit oluyorlar. Ve hayatlarının amacını o anda belirliyorlar; Yenidendoğan Ejder’i bulmak ve gelecek için onu eğitmek... Çünkü tüm dünyanın geleceği Yenidendoğan Ejder’e bağlı olacak.



"Değiştirilmesi gereken bir şey varsa ve elinden geliyorsa değiştir, ama değiştiremeyeceğin şeyle yaşamayı öğren. Yoksa mideni bozmaktan başka bir işe yaramaz..."


    Siuan ve Moiraine burada o kadar gençler ki... Onları böyle görmek garip hissettirdi. Hatta Siuan gençken bence aynı Nynaeve'miş! Okurken çokça Nynaeve aklıma geldi. Hatta bazen O'ymuş gibi kafamda canlandı, ister istemez.

    Daha sonra bu iki önemli karakterin yani Siuan ve Moiraine'nin Şal alışlarına da şahit oluyoruz. Şal'a terfi edip tam bir Aes Sedai olduktan sonra amaçları doğrultusunda araştırmalarını daha da geliştirecekken önlerine engeller çıkıyor. Özellikle Moiraine'ni bayağı kısıtlayan bir engel var ki önünde bu da onun Kule'den kaçmasına neden oluyor.


'Kule'nin ördüğü entrikalar, Zaman Çarkı'nın dokuduklarından daha az amansız değildi.'


    Moiraine'nin bu kaçışında serinin daha önceki kitaplarında çok sevdiğim bir karakter de azıcık göründü, Cadsuane... Özlediğim az sayıdaki Aes Sedai'lerdendir kendisi... Moiraine kaçtığında Siuan Kule'de kalmıştı. Ama sonradan o da Moiraine ile iletişime geçti ve Sınır Boyları'nda Yenidendoğan Ejder arayışında bir araya geldiler. Aynı zaman da Lan de oralardaydı.

    Sınır Boyları'nda geçirdikleri zaman da iki Aes Sedai'mizin şüphelendikleri bir şey oldu, Kara Ajah... Ve bu şüpheden çok zaman geçmeden Kara Ajah’ın gerçek olduğunu fark edip kendilerinden başka hiç bir Aes Sedai'ye tam olarak güvenemeyeceklerini öğrendiler. Bu Kara Ajah’ın gerçekliğine Lan de şahit olduğu için o da geride güvenilecek tek kişi oldu. Üç kişi derin bir sırrı saklayarak ve tek bir amaç için yıllarca sürecek bir arayış peşine düşüyorlar. 
Böylelikle Siuan ve Moiraine birlikte geleceği etkileyecek örgüyü örmeye başlıyorlar.                                                                               


"Ancak aptallar zamanından önce ölmeyi seçer. Muhafız'ım olmanı istiyorum, Lan Mandragoran."


    Kısaca Zaman Çarkı, Yenidendoğan Ejder’in dünyaya gelmesiyle başlıyor esasında...


'...ama korku, kötü bir araçtı ve eninde sonunda onu kullanan kişiyi keserdi.'

5 Haziran 2019 Çarşamba

"EJDER KANADI" KİTAP ALINTILARI PART 2

  YİNE BİR ÇARŞAMBA VE YİNE BİR KISA YAZI GÜNÜ


Ejder Kanadı ve Rün Büyüsü
Selamlar Canlar...
Öncelikle hepinizin Ramazan Bayramı kutlu olsun... Büyüklerinizin ellerinden, küçüklerinizin de gözlerinden öptüğünüz kalabalık ve mutlulukla dolu bir bayram olsun. Bugün bayram olmasından dolayı ben de sizin vaktinizi çok almak istemiyorum ve bugüne ait sadece kısa bir yazı hazırlmakla yetindim.
Lafı fazla uzatmadan geçelim direkt koumuza...
Bugünkü konumuz; geçen ayın sonlarında Ejder Kanadı adlı kitabı okurken yarısına kadar olan alıntılarımı paylaştığım Part 1'in, Part 2'si...
Kitabı bitirdiğimize göre artık geriye kalan alıntıları da sizle payaşabilirim. O zaman başlayalım mı, dostlar?




Alıntı Defterim

  •  
  •  
  •  
  • ...soğuk, sevgisiz bir çocukluk; yaşamın bütün güzel hediyelerini açmış ve hepsinin pislik dolu olduğunu keşfetmiş bir çocuk.



  • "Ama bilinçsiz olarak ne kadar çok zarar verdik? Hep iyilik yapmayı kstederek. Tanrı olmadan, ama tanrıların gücüyle. Ama bilgelik olmadan."



  • "'Neden' tehlikeli bir şeydir," dedi Haplo. "Eski, rahat alışkanlıklara meydan okur; insanların düşünmeden, her ne yapıyorlarsa yapmaları yerine, yaptıkları hakkında düşünmelerine sebep olur. Halkının bundan ürkmesine şaşırmamak lazım."



  • "Benim fikrime göre asıl tehlike 'neden' diye sormakta değil, yegane yanıtı bulduğuna inanmakta," dedi Alfred, kendi kendine konuşurcasına.
  •  
  •  
  •  
  • "Sen kötüysen," dedi genç kız, ellerini koluna sararak, "planlarını dinlemeyi reddederek ve her seferinde dehanı köstekleyerek, bu dünyadır seni kötü yapan. Ben senin yanında yürürken, sana gün ışığını getireceğim."
  • İridal kendi kendisinin gardiyanıydı, utancıyla bağlanmış, korkusuyla esir edilmişti.



  • Ve önemseyiş, görünmez bir hapishanedir.



  • "Savaştan, insanların acı çekip öldüğünü görmekten ve bunların hepsinin sebebinin hırs ve nefret olduğunu görmekten tiksindik ve dünyayı terk ettik..."



  • "Tanrı olduklarına inandılar. İyi olanı yapmaya çalıştılar. Ama bir şekilde her şey kötüye gitti."



  • Zaten üstümüze çöken trajedinin sebebi, kendi haline bırakılması gerekeni kontrol etmeye çalışmamızdı.



  • Bu hücre yaşamından çok da farklı değil - soğuk, kasvetli, boş bir zindan. Duvarlarını kendim yaptım - paradan duvarlar. Kendimi içeri kapatıp kapıyı kilitledim. Kendi kendimin gardiyanı, muhafızıydım. Ve işe yaradı. Hiçbir şey bana dokunamadı. Acı, tutku, merhamet, pişmanlık - duvarları aşamadılar. Hatta para için bir çocuğu öldürmeyi bile düşündüm.

  • Ve sonra çocuk anahtarı ele geçirdi.



  • Ve önemseyiş, görünmez bir hapishanedir.

  • Belki de değildir. Belki de özgürlüktür bu.



  • Ben kötülük yaptım. Ama bana öyle geliyor ki, İridal, hiçbir şey yapmamakta da aynı derecede kötülük var.



  • Geg ne söylemesi gerektiğini biliyor, diye düşündü Haplo. Ama bir türlü bunu kabullenemiyor.



  • İçinde süren daimi savaşla, kendisini ve başkalarını tehlikeye karşı korumak için muhteşem güçlerini kullanma iç güdüsü ve böyle yaparsa yarı-tanrı olarak görülme tehlikesi arasındaki mücadeleyle başedemiyordu.



  • Onları öldüren ümitsizlikti. Şimdi hissettiği ümitsizlik gibi; büyük, boğucu bir hüzün. Tanrı olduklarını düşünmüş, tanrı gibi davranmışlardı ve gerçek tanrıları dinlemeyi bırakmışlardı. Sartanların düşüncesine göre, işler yolunda gitmemeye başladığında, dünya için en iyisinin ne olduğuna karar verme hakkını kendilerinde görmüşler ve buna göre davranmışlardı. Ama sonra başka bir şey aksamış ve müdahale edip düzeltmek zorunda kalmışlardı ve bir şeyleri düzelttikleri her seferinde, başka bir şeyin aksamasına sebep olmuşlardı. Kısa sürede bu görev başedemeyecekleri kadar fazla olmuştu; yalnızca bir kaç kişiydiler. Ve sonunda fark ettiler ki, kendi haline bırakmaları gereken bir şeyle uğraşmışlardı. Ama artık çok geçti.




'Ejder Kanadı' Alıntılar


MUTLULUKLA DOLU BİR BİTİŞ YAZISI


Ve yazımızın sonuna gelmiş bulunuyoruz. Biliyoruz ki hepimiz, her şeyin bir sonu vardır. Ama şunu da biliyoruz ki, her sonun bir de başlangıcı vardır. Bu yazının sonu ama bir başka yazının da cuma günü bir başlangıcı olacak. Neyse ben buraya edebiyat kasmak için gelmedim; eğlenmek ve sizi de eğlendirmek için geldim. Çünkü bu hayattan sadece ben zevk alıyorsam o zaman bu hayatın pek anlamı kalmıyor. Ben hayattan aldığım zevkleri başklarıyla paylaşabiliyorsam işte o zaman gerçek mutluluğa ulaşıyorum ve sizle daha da çok mutlu oluyorum. Bu kadar mutlulukla dolu olduğuma göre de artık yazımı bitireyim ve siz de daha da çok mutlu olun, hayatınız ve ömrünüz mutluluklarla dolu olsun.
Kendinize ve sevdiklerinize iyi bakın canlar, seviliyorsunuz...
😘😘😘

29 Mayıs 2019 Çarşamba

"EJDER KANADI" KİTAP ALINTILARI PART 1

 ÇARŞAMBA = KISA YAZI GÜNÜ

Selamlar Canlar...
Ejder Kanadı
Bugün de yine karşınızdayım ve size çarşamba kısa yazı gününe uygun olan bir konu hazırladım. Bugün şu anda okuyor olduğum Ölüm Kapsı Serisi'nin ilk kitabı olan Ejder Kanadı'ndan okuduğum yere kadar sevdiğim alıntıları sizle paylaşacağım. Kitapla ve seriyle ilgili bilgileri daha önceki yazılarımda vermiştim ve o yüzden bu yazıda da onları yazıp tekrara düşmeyeceğim. Ama sadece, alıntılara geçmeden önce  ilk defa bu seri için yaptığım bir şeyden bahsedeceğim. Bu seriyle beraber kendime alıntı defteri yaptım. Evet, yanlış duymadınız! Kendime alıntı defteri yaptım. Ejder Kanadı'ndan sevdiğim alıntıları artık o deftere yazmaya başladım ve serinin bundan sonraki kitapları için de aynı şeyi yapacağım. Bu seriden başka kitaplar için de defteri kullanır mıyım? Bilmiyorum. Artık seri bitsin ondan sonra bunu göreceğiz. Zaten bu aralar çok işim olduğu için doğru düzgün kitap okuyamıyorum ama en kısa zamanda bu durumu düzelteceğim.
Neyse artık geçelim mi, alıntılara?
Buyurun bakalım...

Alıntı Defterim

  •  
  •  
  •  
  • "Her insan, suçu ne kadar iğrenç olursa olsun, itiraf etme ve böylece ruhunu temizleme hakkına sahiptir..."



  • ... -yalnızca eksikliklerinin üstesinden gelemeyen bir insan, dünyayı hiçbir eksikliği olmadığına ikna etme ihtiyacı hisseder-...



  • "Elbette ölecek! Masum bir çocukken ölmek ve insanoğlunun mirasçısı olduğu kötülükten kurtulmak bir nimettir. Zayıf kabuklarımızdan her gün arındırılması gereken kötülükten."



  • Masum bir çocukken ölmek ve insanoğlunun mirasçısı olduğu kötülükten kaçmak bir ayrıcalıktır.
  •  
  •  
  •  
  • Yaşam insanoğluna tesadüfen, gelişigüzel geliyordu. İnsanın seçeneği, seçme hakkı yoktu. Bu belirsiz armağandan sevinç duymak günah sayılıyordu. Ölüm parlak bir vaatti, mutlu bir özgür kalıştı.
  • Fakat ölümsüz örümcek Kader, görünmez ağlarını bu acayip insanların her birinin ruhuna dolamış, onları yavaş yavaş ve geri dönülemez bir biçimde birbirine yaklaştırıyordu.



  • Bu sefil hayatımızın her gününde fırtınayla savaşıyoruz! Ki onlar bizim gözyaşlarımız sayesinde lüks içinde yaşayabilsinler!



  • Jarre ile ben hep dedik ki, gerçek en önemli erdemdir, gerçeği aramak en öncelikli hedefimiz olmalıdır.



  • Başkalarını düşünme, merhamet, acıma -bunlar Patrynlerce erdem sayılmazlar. Patrynlere göre bunlar, doğalarındaki zayıflığı yücelterek örtmeye çalışan, daha düşük ırkların özellikleridir.



  • Kahverengi ve ölü kış, böğürtlen çalılarını zombilerin ellerine çevirmişti, uzun tırnaklarıyla uzanıp etlerini çiziyor, giysilerini paralıyorlardı.



  • Neden bir çocuğun hayatı, bir yetişkininkinden daha değerli olsun ki? Mantıksal olarak daha da az değerli olmalı, çünkü bir yetişkin toplum hayatına katkıda bulunur, ama bir çocuk, parazitten başka bir şey değildir.



  • "... Hayır, anladım ki, nefret insana, karşılayabileceğinden daha fazlasına mal olur."



  • Bu dünyada duygusal bağlılık ölümcül bir hataydı, acı ve üzüntü dışında bir şey getirmezdi.



  • "Ama benim ülküm hep barış olmuştur. İnsanların incinmesini hiç istemedim!"



  • "Kan, ayaklanmak, kurtulmak, almak," gibi sözcükler, Haplo'nun ayaklarının dibindeki köpek gibi hırlayarak üzerine atlıyorlardı. Belki onları duymuştu, hatta kendisi de tekrarlamıştı, ama onlar yalnızca sözcüktü. Şimdi onları sopa, cop ve taş olarak görüyordu.



  • "Her doğum acı, kan ve gözyaşıyla olur, hayatım. O güvenli, sessiz zindanından kurtulan bütün bebekler ağlar. Yine de, rahimde kalsa asla büyüyemez, asla olgunlaşamaz. Başka bir bedenden beslenerek yaşayan bir parazit olur. ..."



  • "Sözlerinin üzerimizde garip bir etkisi var. Onları duyuyorum, onları daima duyuyorum, ama kafamda değil, kalbimde."



  • "Ve sözler kalbimde olduğu için, onları mantıklı olarak değerlendiremiyorum sanki. ..."
  •  
  •  
  •  
 
Ejder Kanadı Alıntılar


ALINTILARLA İLGİLİ KISA BİR KONUŞMA


Umarım yukarıya bıraktığım bu alıntılardan kendinize göre anlamlar çıkarırsınız. Benim için hepsi üzerinde düşünülmesi gereken alıntılar oldu. Bazılarına katıldım, bazılarını eleştirdim ama yine de farklı bakış açılarını yakalamak benim için çok aydınlatıcıydı. Siz de umarım benim gibi bir şeyler kaparsınız bu cümlelerden.
O zaman ben lafı fazla dolaştırmadan sizi son bir kez daha alıntılarla baş başa bırakıp kaçıyorum.
Kendinize ve sevdiklerinize iyi bakın canlar, seviliyorsunuz...
😘😘😘

Ufak Bir Hikaye...

AMATÖR YAZARDAN HİKAYELER -2-

BİR AİLE MESELESİ 16.08.2025/17.08.2025 7   Ben masada oturmuş sadece konuşulanları düşünmeye başlamıştım. Çevremdeki üç insan da ko...