Hakkımda

Fotoğrafım
Çaylarınızı kapıp gelin ve sizinle güzelce bir muhabbet kuralım. Hayattan birazcık kopmaya hakkınız olsun değil mi? Bakmayın sayfamda çok aktif olamadığıma ama siz gelirseniz eğer, bu sayfamda daha çok aktif olmamı gereltirecek ve işte o zaman beraberce bir şeyler başarmış olacağız. Dikkat edin; biz diyorum, ben değil! Çünkü bu sayfayı ben oluştursam bile sizsiz hiç bir şey başarılı olamaz. Unutmayın ki, ilk başta ben bu sayfayı kendim için kurmuş olsam da, daha sonra paylaşacak kimsem olmadığı için bana hiç bir yararı olmadı. Bu yüzden size ve paylaşacaklarımıza ihtiyacım var. Haydi o zaman, daha ne bekliyorsunuz! Bir çay koyup gelin yanıma, daha paylaşacak bir çok şeyimiz var. :)

24 Mart 2026 Salı

SAATLİK PAYLAŞIM '0'

 Saatle İlerleyen Bir Yazı


    Merhabalar, ben geldim. Bu yazıya başlarken saat şu an 23:51.

    Bu saatte burada ne işim var benim? Aslında şu an kitap okuyor olmalıydım. Ama sonra dedim ki neden olmasın. Yerimden kalktım ve bilgisayarımı açtım, gördüğünüz gibi ya da okuyacağınız gibi şu an yazmaya başladım.

    Dün yeni başladığım kitap, Stephen King'in bir eseri olan Şeffaf isimli kitap. Kitap sizi direkt içine çekiyor ve ben öyle bir kitabı bırakıp buraya geliyorum. Kitapla ilgili en önemli şeyi de söylemeyi unuttum! Kitap 800 sayfa ve benim bu kitabı bu ay içinde bitirmek gibi bir planım var. Ama gelin görün ki hedefim beni aşırı zorluyor. Neden mi? Mesela bugün uzun zamandır doldurmadığım Kitap Ajandamı toparladım. Kendi zevkime göre kişisel bir okuma ajandası bu. Her yılın sonunda bir dahaki yıl kullanmak için kendim hazırlıyorum, ihtiyacıma, zevkime göre. Yarın odamı toparlamam lazım ve tığdan yaptığım işi de bir an önce bitirmeliyim. Çünkü bu pazar kitap kulübümüzün buluşması var ve eğer uygun olursa yaptığım yeleği giymeyi düşünüyorum. Yani pazar günü de oradayım. Cumartesi kitapla ilgili notlarımı toparlarım. E bir de H. P. Lovecraft'ın Bütün Hikayeleri'ni de okuyorum bir yandan. Onu da bu ay bitirirsem çok iyi olacak. Scrapbook sayfalarımdan da biraz yapmıştım bir kaç gün önce ama hala bekleyenler de var. Perşembe milli takımımızın maçı var, kesinlikle izlenecek! Yani çok fazla şeylerim var yine...

    Ve diyorsunuz, "Kitap okumayı bırakıp buraya gelmişsin, gidip kitap okusana!" Haklısınız ama böyle aniden bir şey planlamadan günlük gibi bir yazı olsun istedim, blogda. Çay Sohbeti diyemedim bu yazıya çünkü çayım yok. Akşam da içmedim, sadece kahvaltı da içmiştim bugün. 

    Saat 00:05 oldu. Artık bir gece okuması yaparız bugün. Yapacak bir şey yok. Hem bu saatte çay demlemek için de bir bahane olur. Çay, kitap, sessizlik, gece ve Stephen King... Kendime zorum varmış gibi hissettim şu an.


    Yeni paylaşım perşembe günü olacak bu arada, onu da söyleyeyim. Kitap sohbeti yapacağız.

    Tabi aslına bakarsanız burada sizle paylaştığım sohbetlere de emek harcıyorum. Yani yazarken değil de çünkü yazma kısmı çok zorlamıyor aslında ama düzenlemek kısmı biraz uğraştırıyor. Yazma kısmı zaman alıyor ama akıp gidiyor. Düzenleme kısmı çok bir zamanımı almasa da ayrıntılı küçük küçük şeylerle uğraşmak benim için daha yorucu geliyor.

    00:12 saatimiz ve ben bu yazıya başlarken kısa bir yazı olsun diyerek başladım. Biraz günlük - aslında bu durumda saatlik- gibi olsun ve kısa olsun dedim. Belki böyle bir seri de başlatabilirim, devamını getirirsem eğer. Güzel olabilir. Sizden gelecek etkileşimlere bakarak karar vereceğim daha çok. Şimdilik sayfamda bir kategoriye ait olmayacak. Ya da en alta bir tane küçük kategori oluştururum ve devam etmeye karar verirsem orası da hazır olmuş olur.

    Ve zaman akıyor, 00:15 olmuş saat. Ben de sizinle bu paylaşımımın sonuna geldim zaten. Şimdi bu içeriği düzenlemeye geçiyorum, saat 00:16.

    Not: Düzenlemeyle birlikte yazının tam yayınlandığı saat 00:30...

22 Mart 2026 Pazar

AZ AZ DÖRT GÜNÜM


Çok Maceralı Olmasa Da Geçirdiğim Dört Gün


    Bayram da neler yaptığımı anlatacağım sizlere bugün. Arife yani perşembe gününden başlayıp pazar gününe kadar gün gün ilerlemeyi düşünüyorum. Öyle çok hareketli bir yazı beklemeyin. Normalde bile sosyalleşmeyi pek sevmeyen biri olarak benim günlerim rutin geçer genelde. Bayram da biraz rutinin dışına çıkıp biraz daha aktif günler geçiyorum sadece... Şimdi ilk günden başlayalım.

1. Gün: Perşembe

    Arife günü biraz yorucu ve hareketli geçti benim için. Öncelikle evi topladık, temizledik; bayram temizliği olmasa da iyi bir temizlik yaptık. Sonra ben kitaplığımda Harry Potter rafımı düzenledim. Malum doğum günü hediyesi olarak o rafa bir kitap daha eklenmişti.

    Rafın yeni hali daha çok hoşuma gitti açıkçası ve "İyi ki de yeni bir düzen kurmuşum," dedim kendi kendime. Yaptığım şeyden memnun kalınca, bu sefer de odama geçtim. Odam biraz dağınıktı ve orayı topladım. Hatta örgü iplerimi ve malzemelerimi düzenledim. Karışmıştı iyice...
    Geçen çay sohbetinde bahsetmiştim ya size; yeni bir proje aklımda var ama ilk önce ip beğenip almalıyım diye. İpimi seçtim ve aldım. Kısa bir sürede de teslim edildi. İstediğim gibi de gelince o şevkle ben de başladım az az yapmaya. Ama bu diğeri kadar boşluklu olmayacağı için yapmam ona göre biraz daha vaktimi alacak. Çok acele de etmiyorum zaten. Bazen parmaklarım çok ağrıyor ve kasılıyor. O yüzden yavaş yavaş ilerleyeceğim.
    Aaaa biz perşembe günü ne yaptığımdan bahsediyorduk değil mi? Tığ, örgü işlerinden değil... Hemen geri asıl mevzuya dönüyorum.
    O gün bu işlerimi yaptıktan sonra müzik açıp biraz kendimce eğlendim ve akşamı da bol bol kitap okuyarak geçirdim. Çay da yaptım kendime tabi ki. Çay ve kitap ikilisine bayılıyorum! Benim için günün rahatlama anı bu oluyor. Çayım hazır, kitabım elimde ve ben dünyadan uzaklaşıp başka diyarlara gidiyorum.
    Arife günü işte böyle bir rahatlama anıyla bitti.

2. Gün: Cuma

    Şimdi geldik cuma gününe, bayramın ilk gününe... Sabahtan ilk önce bahçeye uğrayıp halamı aldık. Onun kızı olan Melek Abla ve onun oğlu Zeynel'in işlettiği Laren'de Kahvaltı'ya gittik. Bayramlaştık ve hep beraber kahvaltı yaptık orada. Hava soğuktu ama odun ateşi içeriyi sımsıcak yapmıştı. Hep beraber sohbet ettik, kahvaltının üzerine kahvelerimizi de içtik. Melek abla yakın zamanda bir kitap anlaşması imzaladı. Yakında kitabı çıkacak. Bu linkten küçük tanıtımına ulaşabilirsiniz... Kitabın adı, Bir Kız Vardı... kendi hayat hikayesini yazdığı kısa ama ilham verici bir kitap oldu, diyorum. Çünkü redaksiyonu ve editörlüğü bana ait. Evet, kitabın hemen hemen her aşamasında vardım. İçinde yazanları biliyorum ama yine de alıp okumayı bir an önce bekliyorum.
    Bu sohbetlerden sonra halamı da tekrar alarak bahçeye geri döndük. Hava soğuk olduğu için çok dışarı çıkamadım, evin içinde kuzinenin başında sıcacık biraz oturdum. Gelirken uğradığımız, halama süt aldığımız komşunun kaktüslerinden ben de aldım. Onları dikmek için dışarı çıktım bir ara ama babam bana bırakmadan dikmiş. Bu sene onlara bitki besini almayı düşünüyorum. Daha önce hiç vermemiştim. Pazartesi bunun için ufak bir alışveriş yaparım sanırım.
    Sonra akşam eve geldik. Tığ işiyle uğraştım biraz. Yemek falan yedik. Sonra da buraya Ernest Hemingway ile ilgili yazımı paylaştım ve size çok teşekkür ettim. O yazıya da buradan ulaşabilirsiniz. Sonra da biraz kitap okuyup yattım.

3. Gün: Cumartesi

    Yine erken kalktığımız bir gün oldu. Aydın - Germencik'e çorba içmeye gittik. Kahvaltımız Kelle Paça Çorbası oldu. Oradan arabayla köylerden orman yollarından Şirince'ye geçtik. Şirince her zaman ki gibi kalabalıktı. Orda da durmadan yine bahçeye geldik. Burada kitap okudum tabi ki çay eşliğinde... 
    Hava yine soğuk olduğu için yine içerde kuzinenin yanında sıcacık takıldım. Zaten çok fazla durmadık ve eve erken geldik.
    Eve gelince biraz daha kitap okudum. Sonra sosyal medyada vakit geçirirken karşıma bir tığ motifi daha çıktı ve yapması aşırı kolaydı. Aklıma hemen fikirler gelmeye başladı. Gördüğüm modelin örneğini hemen çıkardım ve şu anda yaptığım yelekten vazgeçip bunu yelek olarak yapmaya karar verdim. Çünkü bu yelek olarak daha güzel duracaktı. Ama hazır yapmaya başladığıma da kıyamadım. Hem ilerlemiştim hem de o model de çok hoşuma gitmişti. Ben de onu farklı bir şekilde değerlendirmeye karar verdim ve anında planlar değişiverdi. İşte ben, aklıma esince her şeyi değiştiriyorum. Neyse sonuçta ikisini de yapmaya karar verdim. Şimdi önceliğim başladığım işi bitirmek tabi ki. O yüzden akşamın geri kalanını tığla uğraşarak geçirdim. Tabi ki ilk önce çay koydum ve o demleyesiye kadar biraz kitap okudum. Sonra da ellerim ağrıyasıya kadar sesli kitap eşliğinde örgüme devam ettim.

4. Gün: Pazar

    Ve bugün dört günün sonuncusu. Hareketliliğinde en az olduğu gün sanırım. Sabah kalktım ve kahvaltı yaptık. Kahvaltıdan sonra çayımı akıp odama geçtim ve günlük on beş sayfa kitap okuma hedefimi yaptım. Bir bardak daha çay içtikten sonra evde günlük yapılacak işleri yaptım.
    Ufak bir yürüyüş yaptım. Yine onda da bir günlük hedefim var ve bu yürüyüşü yaparken de kitabıma devam ettim. İlerledikçe açılıyor kitap ve anlamlaşıyor. Nasıl bitecek, neler olacak, merak ediyorum yani. 
    Yürüyüşü bitirdikten sonra sesli kitabımı açtım ve tığ işime biraz daha zaman ayırdım. Bir an önce bitirmek istiyorum artık ama daha var. Yine az biraz çay demledim kendime çünkü sabah çok içememiştim. 
    Sonra da bu sohbet yazısını düzenlemeye başladım. Bunu düzenlemem bitince büyük ihtimal scrapbook olarak tuttuğum defterimin eksik günlerini yapmaya başlayacağım. Ondan sonra ya da önce belki kitaptan biraz daha okurum ki kitabı da bugün bitirmek istiyorum aslında. Bakalım... neye karar vereceğim. Şimdilik bu kadar olsun bu sohbetimiz. Bir kaç gün sonra yine görüşürüz illa ki, sevgiler...

Ufak Bir Hikaye...

AMATÖR YAZARDAN HİKAYELER -2-

BİR AİLE MESELESİ 16.08.2025/17.08.2025 7   Ben masada oturmuş sadece konuşulanları düşünmeye başlamıştım. Çevremdeki üç insan da ko...