Hakkımda

Fotoğrafım
Çaylarınızı kapıp gelin ve sizinle güzelce bir muhabbet kuralım. Hayattan birazcık kopmaya hakkınız olsun değil mi? Bakmayın sayfamda çok aktif olamadığıma ama siz gelirseniz eğer, bu sayfamda daha çok aktif olmamı gereltirecek ve işte o zaman beraberce bir şeyler başarmış olacağız. Dikkat edin; biz diyorum, ben değil! Çünkü bu sayfayı ben oluştursam bile sizsiz hiç bir şey başarılı olamaz. Unutmayın ki, ilk başta ben bu sayfayı kendim için kurmuş olsam da, daha sonra paylaşacak kimsem olmadığı için bana hiç bir yararı olmadı. Bu yüzden size ve paylaşacaklarımıza ihtiyacım var. Haydi o zaman, daha ne bekliyorsunuz! Bir çay koyup gelin yanıma, daha paylaşacak bir çok şeyimiz var. :)
king etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
king etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Nisan 2026 Perşembe

ŞEFFAF - STEPHEN KİNG

BİR 'KİNG' ESERİ

        Bugün biraz uzun bir okumanın ardından sizinle sohbet edeceğimiz kitap, Şeffaf ve onun ünlü gerilim yazarı Stephen King. Aslında yazardan çok bahsetmeyeceğim bugün. Ona ayrı ve uzun bir yazı gerekir. Sadece naçizane ben bir kaç kitabını okudum ve hala okuyorum. Çünkü öyle bir yazar ki kendisi okumakla bitmiyor. Bitmeyecek gibi de duruyor. O yüzden bugün Şeffaf'la başlıyoruz sohbetimize...
    Şeffaf esas olarak üç bölümden oluşuyor. İlk bölümde Bobbi Anderson ve Jim Gardener'ı ayrıntılı bir şeklide tanıyoruz. Kitap; Bobbi Anderson'un çiftliğinin arkasında bulunan ormanda, ayağının bir şeye takılmasıyla başlıyor. Ayağının takıldığı şey ise bir 'ufoya' çok benziyor. Bobbi ayağının takıldığı bu şeyi kimseye haber vermeden kazıp çıkarma derdine düşüyor. Ama tek başına bunun üstünden kalkamayacağını anlayınca telepati yoluyla yakın arkadaşı ve belki de sevgilisi olan Gard'a yani Jim Gardener'a sesleniyor. Onu yanına çağırıyor. Gard da o sıra, o kadar kötü bir dönemden geçiyor ki intiharı düşündüğü bir zamana denk geliyor, Bobbi'nin ona seslenmesi.
    Kitabın ikinci bölümünde ise, işte Bobbi ve Gard'ın ortaya çıkarmaya çalıştığı şeyin kasabada yaşayan diğer insanlar üzerindeki etkisini okuyoruz. Çıkarmaya çalıştıklarının artık kesinlikle bir 'ufo' olduğu ortaya çıkıyor ve bu şey kasabadaki insanları değiştirmeye başlıyor, öncelikle duygu ve düşünce olarak... ve yavaş yavaş ortalık karışıyor.
    Üçüncü bölümde ise artık her şeyin çığırından çıkmaya başladığı olayları okumaya başlıyoruz ve sayfa 714'e geldiğimiz de olaylar doruk noktasına doğru bizi iyice heyecanlandırıyor ve geri kalan 100'ü geçkin sayfayı bir solukta okumaya sevk ediyor sizi kitap!
Kitabın özeti bu şekilde... 

    Gerilim dolu yüksek bir King bilimkurgu eseri... Bu kitapta King, Çernobil Faciası'nın üzerinden iki yıl sonrasında geçen olayları anlatıyor. Bu yüzden kitapta çok fazla nükleer santraller ve onların yarattığı radyoaktiviteyle gelen insan sağlığını tehdit eden zararları işlemiş. Ama kitabın esas konusu bu değil, tabi ki uzaylılar... Evet bu kitapta karşımıza 'Dünya dışı' varlıklar çıkıyor ve onların insanlar üzerindeki etkilerini okuyoruz.

    Bobbi'nin ormanda dolaşmasıyla başlayan kitap sizi hazırlamadan direkt germeye başlıyor. Sürekli bir diken üstündelik her kelimeye sinmiş durumda, sizi sürekli rahatsız ediyor. Ben kitabı okumaya gece 11:00 gibi başladığım için belki de böyle hissetmiş olabilirim. Ama yine de King'i gece okumanın zevki de bir başka oluyor. Herkes uykuda, etrafta tık ses yok ve sen kurgunun içindesin!!! Tüylerin ürpermesi oraya kadar ulaştı mı?
    İşte bu kitap bana bu hissiyatı sonuna kadar verdi.

    Kitap ilerledikçe yine karakterleri uzun uzun tanımaya başlıyoruz. Bu da King'in sevdiğim bir başka tarzı. Normalde bu kadar uzun anlatımlar beni sıkar ama King bir karakteri öyle eviriyor, çeviriyor ki o karakterin bir an gerçek bir insan olduğunu hissetmeye başlıyorsunuz. Ayrıca yarattığı karakterlerin hemen hemen hiçbiri mükemmel değil. Tam olarak insanlar, iyi ve kötüsüyle... Onun kitaplarında kahraman yok insan var. Karanlıkla, dehşetle ve bazen de esrarengiz olaylarla karşılaşan ve bu durumlarla baş etmeye çalışan insanlar var, onun kurgularında. Ve yine bu kitapta da öyleydi.


    Bobbi bir kahraman gibiydi başlarda ama olmadığı ortaya çıktı. Gard zaten baştan beri bir kahraman sayılmazdı. Bir şeyi başarmış olması onu bir kahraman yapmıyor maalesef. Benim için bu kitap da kahraman diye nitelendirebileceğim kişi Ev Hillman olur. Bu cümleden sonra da bahsettiğim bu üç karaktere biraz değinmek istiyorum.
    Bobbi Anderson ile başlayalım. Bobbi ana karakterdi. En azından ilk bölümde öyleydi. Gerçi kitabın bir çok ana karakteri vardı ve Bobbi en başından beri bu durumda kaldı. Bobbi aslında nazik ve merhametli bir kovboy romanları yazarı. Dayısı ölünce, onun çiftliğine yerleştiğinden beri de kasabanın çok sevilen bir sakini olmuş. Ama ne yazık ki Bobbi bir King karakteri... Ve kaderi belli!
    Gard ise bir alkolik. Ama bunun yanında nükleer enerji karşıtı ve bu santrallerin dünyaya, insanlara verdiği zararları anlatarak insanları bilinçlendirmeye çalışan bir şair. Sırf bu hassaslığından dolayı da kendisinin bir alkol problemi var. Ne yazık ki dünyayı bilinçlendirme çabasını da alkolden dolayı kendinin en kötü versiyonuyla yapıyor. Gard sorumsuz. Ve bu yüzden de yaptığı her şey bir işe yaramıyor. Kitabın sonlarına doğru bir şeyleri becerdi ama bu da Ev Hillman'ın onu zorlaması sayesinde oldu. O yüzden şimdi de torunları için son nefesinde bile çabalayan bir dedeye geliyoruz, Everett Hillman...
    Bence kitaptaki kahramana en benzeyen karakter Ev Hillman'dı. Torunlarının birisini felaketten uzaklaştırabildi. Diğerini de kurtarmak için her şeyini ortaya koydu. Hatta son nefesine kadar bunun için çabaladı desem, doğru olur. Bunlarla kalmadı, olaylarla baş etmesi gerekirken Gard'ı düştüğü çukurdan çıkardı. Onu sürekli destekledi ki kendisi hiç bir işe yaramaz şekildeydi. Ama sonunda çabaları boşa gitmedi ve Gard'ı da kendi gibi bir kahramana çevirebildi sayılır.
    Bu üç kişi hariç bir de Ruth McCausland var, üstüne konuşmak istediğim. Ruth, böyle uzun bir kitaba göre (kitap 822 sayfa) çok az vakit geçirdi bizle. Ev Hillman gibi tam bir kahramandı ama o sonuna kadar direnebilecek bir durumda değildi. Ama kitapta göründüğü süre boyunca elinden geleni yaptı. O yüzden bu sohbette ona da yer vermek istedim.
    Bu karakterlerden hariç bir çok karakter geldi, geçti, devam etti, sonradan gitti, sonradan tekrar girdi. Bol bol karakterli bir kitap, her zaman ki King tarzı...

    Artık son bir kaç cümleye geldim bu kitapla ilgili. Onları da sizle paylaşıp vedamızı edeceğiz bugünlük...
    Kitabın orjinal adı olan, The Tommyknockers... Ben bu adı daha çok beğendim. Adın nerden geldiğini kitabın ilk başında yazar kendisi açıklıyor ayrıca kitabın içeriğinde de bu açıklamalara denk geliyorsunuz. Yani, "Keşke orijinal ismiyle çevrilseymiş," dedim. Şeffaf'ta olmuş, ama...    
    Bir de son olarak; bazı kitaplar, günlük hayattaki bazı şeylerle aklınıza gelebiliyor. Mesela, 'pancar' dendiğinde benim aklıma direkt 'Parfümün Dansı' gelir. '19' dendiğinde de başka King eserleri olan 'Kara Kule' serisi kitapları gelir. Bu kitapta da yine öyle bir şey kazındı hafızama, pil... Bundan sonra nerde 'pil' görsem artık istisnasız Şeffaf aklıma gelecek. Hafızaya kazındı. Bunun nedenini ancak kitabı okursanız öğreneceksiniz. Ben burada anlatmayacağım. Sadece bilin istedim...

    Bugünlük bu kadardı benden. Bir kitap üzerine uzun bir sohbet yaptık bugün. Genelde bu kadar uzun olmazdı sanki kitap sohbetlerimiz ama King konuşturur.
Diyorum ve kaçıyorum...

Ufak Bir Hikaye...

AMATÖR YAZARDAN HİKAYELER -2-

BİR AİLE MESELESİ 16.08.2025/17.08.2025 7   Ben masada oturmuş sadece konuşulanları düşünmeye başlamıştım. Çevremdeki üç insan da ko...