Okuduğum Birkaç Kitap Sizlerle...
Merhabalar...
Böyle ufak bir bilgilendirmeden sonra gelelim Elenium'un ilk kitabı olan Elmas Taht'a... Başlangıç kitabı için güzeldi ama içine girdiğimiz dünya çok belirgin değildi. Umarım diğer kitaplara bırakmıştır bu belirginlikleri yazarımız. Çünkü yazarın daha önce okuduğum kitaplarına kıyasla dünyayı oturtmak için biraz zorlandım bu sefer açıkçası. Kafam biraz karıştı çeşitlilikten ama fantastik seven bir kişi olarak beni tatmin etti açıkçası. Kurgusu, macerası, olayları, olay örgüleri, entrikalar, siyaset, din vs. Yani her şey işin içinde vardı.
Kahramanlarımız amaçları için yola koyuldukları her seferinde onları yollarından döndüren kasıtlı veya kayıtsız birçok olay oluyor. Çok şanssızlar... Ama gerçekten aşırı şanssızlar! 😏
Sonlara doğru bu
kitap Yüzüklerin Efendisi’ni çokça anımsattı ve sonunda tahmin ettiğim bir
karakterin gizemi çözüldü.
Esas karışık olan
kurgu da hala yavaş ilerliyor. Sanırım o olayın tümü son kitapta gerçekleşecek.
Şimdilik biz
Kraliçe’yi iyileştirecek olan şeyi bulduk ve Kraliçe’yi iyileştirmeye
gidiyoruz.
Bir de son olarak
diğer kitaba göre daha esprili bir dil vardı. Çok güldüğüm yerleri oldu ve bu
benim çok çok hoşuma gitti. Çünkü espriler gayet iyiydi. 😅
Üçüncü kitap Safir Gül…
Serinin son kitabına gelirsek eğer ufaktan... İlk olarak söylemeliyim ki,
Kraliçemiz Ehlana’yı sonunda kurtardık. Ve iyi ki de kurtarmışız. Ehlana,
okuduğum kurgu karakterler arasında en sevdiklerimden biri olabilir. Diplomasisi,
güçlü oluşu, zekâsı ve bunların hepsini genç bir yaşta elde etmesi bakımdan övülecek
bir karakter.
Bu kitap, bir bitiş
kitabı olarak bize her şeyi anlatarak bitirdi ve kitabın bir yerinden sonra
David Eddings tarzını yine konuşturdu, yarattığı dünyayı mantık çerçevesinde
bize anlattı. Yakut Yüzükler ve Safir Gül’ün esrarengizlerini açıkladı. Tabi
ben size ne Safir Gül’den ne de Yakut Yüzükler’den bahsettim şu ana kadar. Bunları
daha önce söylememe sebebim de bu konular ilk iki kitap için spoiler olabilir
olması. O yüzden bu yazının geri kalanını bunu dikkate alarak okuyunuz.
Şimdi gelelim ilk
olarak Safir Gül’e… Bu yüzeysel olarak adı üstünde, safirden yapılmış olağanüstü
güçlere sahip bir gül ve Kraliçe Ehlana’yı iyileştiren esas nesne. Kahramanlarımız
ikinci kitapta bu nesneyi araştırmaya başladılar. Yakut Yüzükler ise, Safir Gül’ün
gücünü açığa çıkarmakta kullanılıyor. Yani aslında Safir Gül tek başına bir şey
yapamıyor. Onun içindeki gücü açığa çıkarabilmek için iki yüzüğe de ihtiyaç
var. İşte bu kitapta hem Safir Gül’ün hem de Yakut Yüzükler’in tam olarak nasıl
oluştuğunu, neden oluştuğunu, amacının ne olduğunu ve esas gücünün nereden
kaynaklandığını öğrendik. Dolayısıyla da esas olayın patladığı ve çözüme kavuştuğu
bir final kitabı okuduk.
Yazının bundan sonrasında seri için genel bir yorum
yapacağım. Karakterlerin hepsini ayrı ayrı sevdim. Hepsinin şahsına münhasır
sevilecek tarafları vardı. Sparhawk ana kahraman ve tam olarak ana kahraman
olmuş. Yani demek istediğim bir idealizm olarak kesinlikle var. İnsani özellik
çok göremedim (duygular, hisler Sparhawk’ta çok belirgin değildi bence) ve o
insanı özellikler daha çok yan karakterlere yansımış gibiydi.
Zaman Çarkı... Neden zaman çarkı dedim bir anda?! Çünkü
Zaman Çarkı’yla benzeyen tarafları vardı. Yazarın okuduğum diğer iki serisinde
de bu benzerliği hissettim. “Demek ki Robert Jordan’da David Eddings’ten
etkilenmiş,” dedim hatta kendi kendime. Eğer bu doğru bir tahminse, iyi ki de
etkilenmiş…
Sonuç olarak, güzel kitaplar okudum yine ve çok memnun
kaldım. Şimdi bu serinin devamı olan Tamuli serisinin ilk kitabını okuyamaya
başladım ve bu dünyayı henüz terk etmeye hazır hissedemiyorum kendimi...
David Eddings’in tarzı da ayrı bir zevk veriyor. Okumayı sevdiğim yazarlardan oldu kendisi de…

.jpeg)




