Hakkımda

Fotoğrafım
Çaylarınızı kapıp gelin ve sizinle güzelce bir muhabbet kuralım. Hayattan birazcık kopmaya hakkınız olsun değil mi? Bakmayın sayfamda çok aktif olamadığıma ama siz gelirseniz eğer, bu sayfamda daha çok aktif olmamı gereltirecek ve işte o zaman beraberce bir şeyler başarmış olacağız. Dikkat edin; biz diyorum, ben değil! Çünkü bu sayfayı ben oluştursam bile sizsiz hiç bir şey başarılı olamaz. Unutmayın ki, ilk başta ben bu sayfayı kendim için kurmuş olsam da, daha sonra paylaşacak kimsem olmadığı için bana hiç bir yararı olmadı. Bu yüzden size ve paylaşacaklarımıza ihtiyacım var. Haydi o zaman, daha ne bekliyorsunuz! Bir çay koyup gelin yanıma, daha paylaşacak bir çok şeyimiz var. :)

7 Nisan 2026 Salı

DÜNYACA TANINMIŞ BİR YAZAR SOHBETİ


 Biraz Kitap Çokça Yazar


    Başlıktan anlaşıldığı gibi bugün bir yazardan, Cervantes'ten bahsedeceğiz. Tahmin de ediyorsunuzdur ama ben yine de söyleyeyim, bu aralar yazarın en ünlü eseri olan Don Quijote'u okuyorum. Zaten o yüzden biraz da bugün Cervantes'ten bahsedeceğiz. Ama ondan önce kitabı okuma sürecimden az biraz bahsetmek istiyorum.

    Don Quijote beni biraz zorluyor açıkçası. Çok içine giremiyorum kitabın, odaklanamıyorum. Halbuki dili çok yorucu da değil ama sanırım kitabın yazıldığı dönemle ilgili çok bilgi içermesinden dolayı beni yoruyor olabilir kitap. Bu yüzden de yavaş okuma süreci oluyor benim için. Kitapla ilgili sohbetimiz de dolayısıyla hemen olmayacak gibi. En azından şimdilik yazarla ilgili sohbet edelim dedim ben de bu durumda. Çünkü çağına göre gerçekten farklı bir edebi eser veren bir yazar. Hatta toplumunu çok iyi eleştiren ve toplumunun yanlış yönlerini ironiyle harmanlayarak anlatan bir yazar kendisi. Bazen kendi kendini bile eleştirmiş. Tabi bu gözlemlerimi Don Quijote'tan yola çıkarak söylüyorum. Çünkü yazarın diğer kitaplarını okumadım ve bilmiyorum doğrusu.
    Don Quijote'un okuduğum bu elimdeki basımında çok faydalı bir önsöz de var. Yazarın roman da kullandığı teknik kısımları anlattığı yer özellikle aklımda kalıcı bir yer edindi ve Cervantes'e daha bir hayranlıkla bakmama neden oldu. O kısımları artık kitap sohbetine bırakacağım. Ve şimdi yazarımıza, tam adıyla; Miguel de Cervantes Saavedra'ya yöneleceğim...


Miguel de Cervantes Saavedra 

    Cervantes, 1547 yılında Madrid yakınlarında dünyaya gelmiş. Ailesi kalabalıkmış ve altı tane kardeşi varmış. Babası ise gezgin bir eczacı olduğu için yazarımız gezginliğe aşırı alışık bir şekilde büyümüş ve dolayısıyla düzenli bir eğitim hayatı olamamış. 21 gibi bir yaşta aşık olduğu kadın için düelloya girip karşı tarafı ağır yaraladığı için ceza olarak halk önünde sol elinin kesilmesine ve on yıl sürgün edilmesine karar verilir çünkü o dönem İspanya'sında düello yasaktır maalesef.  Ve işte bu karar Cervantes'in 22 yaşında İtalya'ya kaçmasına neden olur.
    
Cervantes, kaçak hayatı yaşarken o dönemde Osmanlı İmparatorluğu'na karşı kurulacak olan Haçlı ordusuna katılmaya karar verir. 1571 yılında yapılan ve Türk Tarihi'nde de çok iyi bilinen İnebahtı Deniz Savaşı'nı Osmanlı İmparatorluğu kaybeder. Ama bizim konumuz bu değil. Bizim konumuz bu savaşa katılan yazarımız Cervantes... Sol elinin kesilmemesi için ülkesinden kaçan yazarımız işte bu savaş sırasında, ülkesinden çok uzakta, sol elini kullanamayacak şekilde kaybetmiştir. Ama yazarımız bu kaybın arkasından ertesi yıl yine Osmanlı'ya karşı sefere çıkan Haçlı Ordusu'na katılır fakat bu sefer pes eder ve ordudan ayrılıp Napoli üzerinden kendi memleketi İspanya'ya dönmeye çalışır. Ancak Osmanlı saldırısından kurtulamaz ve beş yıl Cezayir'de esir olur.
    Cervantes en son, ülkesine dönmek amacıyla o dönemdeki İspanya Kralı'na yazdığı mektubunda ülkesinde işlediği suçun affını ister. Yazarın bu af ricası kabul edilir ve nihayet memleketine geri kavuşur ve onun için hayatının yeni dönemi açılır, Yazar Cervantes...
    Otuza yakın oyun yazar ilk dönemler ve sonra pastoral romanı La Galatea'yı kaleme alır ama bunu tamamlayamaz. Hatta bu konuda Don Quijote'ta bizzat kendi kendini eleştirir okurlarının gözünden.


"...Peki yanındaki bu kitap ne?"

"Miguel de Cervantes'in La Galatea'sı," dedi berber.

"Cervantes benim çok eski arkadaşımdır; şiirden çok talihsizlikle tecrübeli olduğunu bilirim. Kitabı yenilik bakımından fena sayılmaz; ancak başlangıçta kendine koyduğu hedefe ulaşamamıştır. Yazacağını vaat ettiği ikinci bölümünü beklemek gerek, belki bu düzeltmeyle, şimdilik kendisinden esirgenen hoşgörüyü elde edebilir..."


    Don Quijote'tan yaptığım bu alıntı da kendisine yönelttiği eleştirisini görebilirsiniz. Şimdi yavaş yavaş da bu alıntı yaptığımız eseri yazdığı dönemlere gelelim. O dönemler yazdığı Oviedolu Katalina Sultan isimli tiyatro oyununda İstanbul ve Topkapı Sarayı'ndan sıkça bahseder yazarımız ve bu eser II. Murat'ın yönetimindeki İstanbul'u anlatır. Edebiyat çalışmalarına bu şekilde devam ederken para kazanmak amacıyla da donanmaya katılır ama yine bir talihsizliği devre girer ve görevi sırasında bazı usulsüzlükler tespit edilip suçlu bulunur, hapse girer. İşte bu hapis döneminde kendisinin en ünlü eseri olan Don Quijote'u yazmaya başlar ve kitabın 1605 yılında basımı tamamlanır. Basılır basılmaz da en çok okunan kitap olur ve hatta korsan yayıncılığın da öncüsü sayılabilecek şekilde çoğaltılmıştır. Böyle aşırı bir okur kitlesi oluşunca da yazarımız Cervantes, eserin devam kitabını yazmaya karar verir.
    Don Quijote'tan da bahsettiğimize göre artık yazar sohbetimizin sonlarına doğru geldik sayılır. Son cümleler olarak Cervantes, 1616'da 69 yaşında hayata veda eder. Arkasında döneminin eleştirisini yapan ve o dönemdeki tabuları yıkan bir eser bırakır ki hala daha dünyaca okunan bir eserdir bu.
    Yazara saygıyla...

4 Nisan 2026 Cumartesi

SAATLİK PAYLAŞIM '1'

 

 Yeni Bölüm Aktifleştirme Eylemi


    Blogda çok daha yeni bir bölüm oluşturdum, deneme amaçlı. Hala daha denemede ama bu bölüme bir yazı daha eklemek istedim bugün. Saat 16:46 ve başlıyoruz.

    Yarın normalde çay sohbeti yapacaktık. Hala daha yapabiliriz belki ama yapamaya da biliriz. Çünkü yarın ben başka bir yerde olacağım. Bütün gün olmasa bile günümün çoğunu alacak bir etkinlik bu. Size daha önce bahsettim. Bir kitabın düzeltmelerini yapmıştım ve yarın o kitabın imza günü var. Kitapta benim de emeğim olduğu için yarın o etkinlikte olacağım. Hemen hemen beş, altı saat orada olma ihtimalim var. Arkadaşlarıma da haber verdim. Benim için gelecek olanlar var. Sohbet, muhabbet falan güzel bir gün olacak diye düşünmekteyim. Tabi biraz da yorucu belki. O yüzden akşam çay muhabbetimizi yapabilir miyiz, bilemiyorum. Benim yorgunluğuma bağlı açıkçası biraz. Hemen burada saat vereyim, 16:51.

    Yarın blogda yazı olmama ihtimaline karşılık size haber vermek istedim. Ama bu duyuru da sayılmaz. Çünkü kesin belli bir durum değil. İhtimal yani... Bu yüzden bu yeni bölümü kullanayım dedim. Buraya da ekleme yapıp geliştirirsem güzel olacak gibi hissediyorum. Kısa yazılar için de uygun gibi burası. Bu arada saatimiz 16:53 oldu ve minik sohbetimize devam diyorum.

Nasıl olmuş görsel? Bundan sonra bu bölümde hep bu görseli kullanabilirim.

    Biliyorsunuz genelde yazılarım ortala uzunlukta oluyor. Ne çok kısa ne de çok uzun. Ama bazen kısa kısa yazmak istiyorum. İleti gibi... size o andaki güncel durumu belirtmek istiyorum ya da o an ne hissettiğimle ilgili bir şeyler paylaşmak istiyorum. İşte şimdi böyle isteklerim için bir bölüm oluşturdum. Burada sadece benim yazarak paylaşmak istediğim duygu durumları, düşünceler, aklıma takılanlarla ilgili zaman aralığı vererek kısa ve doğaçlama yazılar olacak. Biraz interaktif gibi yapmaya çalıştım, çok olmasa da. Saatler onu vurguluyor bir nevi.

    Saat demişken, tam 17:00. en son verdiğimden biraz zaman geçmiş. Çünkü üstteki paragrafta cümlelerin ipini çok kaçırdım ve toparlaması çok zor oldu. Akışına göre yazmanın zorluğu da bu oluyor biraz. Çünkü kafamdan akan kelimelere ellerim yetişemiyor. Bir kelime yazarken ellerim, beynim çoktan cümleyi bitirmiş olunca cümlenin sonunda kalıyorum. Ve tekrar başa.... Şu son cümleyi yazarken de aynısı oldu ama geri dönüp o cümleye tekrar bakmayacağım. Umarım güzel toparlamışımdır.

    Saat 17:03. Bitirelim mi? Kısalığı iyi mi yazının? Yoksa devam mı? Ben yazsam da yine bu yazıyı siz de okuyorsunuz sonuçta ve size fikrinizi her zaman soracağım. Bu yazılar pek sohbet olmuyor ya da sohbet havasında ilerlemiyor ama siz okuyorsunuz ve bu önemli kısmı...

    Tamam. Biraz daha yazıp ondan sonra bitireceğim.

    Şimdi yarın malumunuz biraz sosyalleşeceğim o yüzden kitaplara da ara vermem gerekiyor. Bir itiraf... bu aralar az kitap okuyorum, hatta okuyamıyorum. Kitaplarla alakalı değil yine benim ruh hallerimle alakalı. Ve evet; ruh halim değil, ruh hallerim. Maalesef bu aralar öyle bir dönemdeyim yine ama yakında toparlayacağımı düşünüyorum. Hatta çok yakında da toparlamayı umuyorum. Saat, 17:08...

    O yüzden artık yazımızı bitiriyorum ve düzenlemeye geçiyorum. Düzeltmeden önce son saat, 17:09.

    Düzenleme sonrası son saat, 17:19.

Ufak Bir Hikaye...

AMATÖR YAZARDAN HİKAYELER -2-

BİR AİLE MESELESİ 16.08.2025/17.08.2025 7   Ben masada oturmuş sadece konuşulanları düşünmeye başlamıştım. Çevremdeki üç insan da ko...