Hakkımda

Fotoğrafım
Çaylarınızı kapıp gelin ve sizinle güzelce bir muhabbet kuralım. Hayattan birazcık kopmaya hakkınız olsun değil mi? Bakmayın sayfamda çok aktif olamadığıma ama siz gelirseniz eğer, bu sayfamda daha çok aktif olmamı gereltirecek ve işte o zaman beraberce bir şeyler başarmış olacağız. Dikkat edin; biz diyorum, ben değil! Çünkü bu sayfayı ben oluştursam bile sizsiz hiç bir şey başarılı olamaz. Unutmayın ki, ilk başta ben bu sayfayı kendim için kurmuş olsam da, daha sonra paylaşacak kimsem olmadığı için bana hiç bir yararı olmadı. Bu yüzden size ve paylaşacaklarımıza ihtiyacım var. Haydi o zaman, daha ne bekliyorsunuz! Bir çay koyup gelin yanıma, daha paylaşacak bir çok şeyimiz var. :)

4 Mayıs 2019 Cumartesi

YILLAR YOLLAR DAHA NELER AKIL ALMAZ BAHANELER / SENİ BENİ ALDI ELLER SEVDAMIZA TUZAKLAR VAR / VUR SAZININ TELLERİNE BAŞKA ELLER ELLERİNDE / KEŞKELER DÜŞSÜN DİLİNE SEVDAMIZA TUZAKLAR VAR


BULUNAMAYAN KONU BAŞLIĞI

Bugün bir yazma aşkı tuttu ki, sormayın. Sabahtan beri, bir şeyler yazıp, bir şeyler paylaşasım var. Ama bir türlü, kendime konu başlığı bulamadım. Aslında buldum, hem de birden fazla ama beğenemedim. Daha değişik, daha orijinal konu başlıklarına ihtiyacım olduğunu hissettim, bugün.

KONU BAŞLIĞI BULMA YOLUM

Ben de bunun üzerine ne yaptım? İnsatgram hesabımdan takipçilerime benim için konu başlığı bulabilirler mi diye sordum. Sağ olsunlar, yardımlarını esirgemediler ve bana yardımcı oldular. Özellikle instagramda bulunan bir arkadaşım -ki kendisi kitap kulübü için kurduğumuz instagramdaki "Hep Beraber Okuyoruz 3" grubumuzdandır- bana güzel bir konu başlığı önerdi; keşkeler... Ve ben de bu konu başlığının üzerine sazan balığı misali hemen atladım ve diğer önerilere bile bakmadan, taslağımı açtım ve yazmaya başladım. Sonuç, işte bu...

"...KEŞKELER DÜŞSÜN DİLİNE..."

Arkadaşım bana "keşkeler" deyince, ilk aklıma gelen nedense eski bir şarkı oldu. Şarkının nakaratını buraya yazayım, bakın siz de anlayacaksınız neden olduğunu...

...
Yıllar yollar daha neler
Akıl almaz bahaneler
Seni beni aldı eller
Sevdamıza tuzaklar var
Vur sazının tellerine
Başka eller ellerinde
KEŞKELER düşsün diline
Sevdamıza tuzaklar var
...

Evet, aynı kelime bu şarkıda geçiyor. Sırf bu yüzden mi benim aklıma bu şarkı geldi? Bilmiyorum ama bu şarkıyı zamanında çok severdim. Bu şarkıyı ilk dinlediğim zaman ya orta okulda ya da lisedeydim. Tam hatırlamıyorum ama işte 90'lar ile 2000'ler arasındaki geçiş dönemlerindeydi sanırım. Yani nerden baksanız on, on beş yıl kadar önceymiş ve ben bu şarkıyı hala hatırlıyorum. Hafızamda nasıl yer etmişse artık... Çok öyle, abartılı beğenilecek bir şarkı da değil. Yani ne sözleri, ne de müziği farklı ama işte zamanında demek ki benim çok hoşuma gitmiş ve ben o kadar yıl sonra bile hala etkisinden kurtulamamışım.

 ANORMAL YANLARIMIZ

Aslında normal bir insanın aklına, "keşkeler" deyince on beş yıl önceki bir şarkı gelmez diye tahmin ediyorum. Yani daha çok yaşadıkları pişmanlıklar, keşke dedikleri zamanlar aklınıza gelmez mi? Normallik bu değil midir?
Benim ise aklıma gelen, işte bu şarkı ve o zaman geldiğimiz nokta da; "Ben normal değil miyim?" oluyor. Yani her insanda belli bir anormallik kısım vardır ve sanırım bu da benim anormallik kısımlarımdam birisi diye düşünüyorum. Gerçi bunun yanında benim daha ne anormallik yanlarım var da onları şimdi sizinle burada paylaşmayayım. 😂😂
Ya bakar mısınız? Bir konu başlığından nerelere geldik ve daha konu başlığıyla ilgili normal bir yazı bile yazmadım. Sanki sizi oyalıyormuşum gibi oldu ya da konuya girişi uzadıkça uzatıp konuyu sakıza döndürmüşüm gibi oldu.
 "...daha neler..."
"Seni beni aldı eller, sevdamıza tuzaklar var..."

DAĞITIP TOPARLA YA DA TOPARLA SONRA DAĞIT

Şu an konuyu gerçekten dağıttım ve nasıl toparlayacağımı ben de bilmiyorum. Ama bu hep aklımın ve duygularımın sesini aynı anda dinlememden kaynaklanıyor. Şanslıyım ki, aklımla duygularım çoğunlukla aynı paydada birleşiyorlar ve bu yüzden genelde benim "keşkeler"im yoktur.
Evet, tebrikleri alalım lütfen!
Daha önce hiç böyle konu bağlama gördünüz mü, söyleyin bakalım? Lütfen ama burada kendimi övmek için söylemedim bunu, gerçekten güzel bir şey yaptığım için söyledim ve böylelikle yine konu bütünlüğünü kaybettim. Ama niye bu kadar kasıntı yapıyorum ki canım, sanki okulda ki kompozisyon sınavına giriyorum ki girmişliğim ve çok iyi notlar almışlığım vardır. Yalnız bu sınavlar hep üniversiteye kadar olan sınavlar, zira ben Edebiyat Fakültesi falan okumadım. Ben bildiğiniz düz İktisadi ve İdari Bilimler mevzunuyum. Ama sanmayın ki fakültemi aşağılıyorum, asla aşağılamam. Ben bundan memnunum canlar. 

Bilgisayarı aradım taradım ama bir türlü fakültenin önünde çekildiğimiz bir fotoğraf bulamadım. Ben de bu fotoğrafı paylaşayım dedim. Evet, Ben Dumlupınar Üniversitesi'nde (Kütahya) okudum.

KEŞKELER...

O zaman artık gelelim; "Keşkeler"e... Aslında "keşkeler"den bahsetmeyip konudan konuya atlamamın bir sebebi de, bu yaşıma kadar gerçek anlamda büyük bir keşkemin olmaması olabilir. Benim "keşkeler"im hep küçük şeylerdi. Mesela, kaçırdığım bir kitap indirimiydi ya da kaybettiğim bir çekilişti. Hep böyle küçük şeylerdir benim "keşkler"im... Çünkü hayatımın önemli olaylarında mantıkla durup düşünürüm, işte sırf bu "keşke" dememek için ve genelde bunun hayat felsefesi olarak çok doğru olduğunu gördüm. Ben bunun çok huzurunu da gördüm, ne yalan.
Siz de benim gibi, bunu hayatınıza uygulayabiliyorsanız ne güzel size! Düşünün bir, dünyada sizden huzurlusu yoktur. Çünkü ne zaman bir karar verecek olsanız, kendiniz için neredeyse hep doğru kararları vermiş olursunuz ve bunun verdiği iç huzuru, başka hiç bir şey veremez. İnsan kendiyle ne kadar barışıksa, iç huzuru da o derece artar.

MUHASEBE ZOR MU, KOLAY MI?

Ben kendimle her zaman böyle barışık değildim ama bir zaman, bir aydınlanma yaşadım kendi içimde ve o aydınlanmayla işte bu iç huzurumu kurdum. Şu an hayatımda ne olursa olsun, çevremdeki insanlar bana ne derse desin, benim hakkımda elalem ne düşünürse düşünsün ve bu yaşananların gerçek ya da yalan olması artık eskisi kadar da rahatsız etmiyor beni. Çünkü ben kendimi tanıyorum, kendimi biliyorum. İyi ya da kötü olduğumu, yanlış ya da doğru yaptığımı, kendimle barışık olduğumu biliyorum ve bununla beraber kendimden de son derece emin oluyorum. Çünkü emin olmadığım zamanlarda tek yapmam gereken şey, kendime dönüp ne yapmam gerektiğini düşünmek ve bunun kendim için doğru olup olmadığını bulmak. İşte bu da, bizi bir nevi vicdan muhasebesine götürüyor ki burada şunu söylemeliyim; ben iyi bir muhasebeciyimdir... 😉
Bu kendi içinizdeki muhasebeyi yapmak da zor olmasa gerek, yani en azından benim için zor değil.
Sonuçta kendinizi az çok tanıyor ve biliyorsanız, bazı durumlara karşı vereceğiniz tepkileri de bilirsiniz. O durumda hangi tepkiyi verirseniz huzurlu olacağınızı da çözmek zor değil. Sadece daha öncelere oranla biraz daha fazla düşünmek ve kendinizle biraz daha fazla zaman geçirmek. İşte bu kadar kolay. Gerçekten kolay. Ben hafife almıyorum bunu, deneyin göreceksiniz.

DİKKATİMİZ Mİ DAĞILDI, NE?

O zaman artık ben bu yazımın sonuna gelsem de, konuyu daha fazla baltalamadan bitirip diğer taslağıma geçsem, daha iyi olur sanki. Tabi ki, bir taslağım daha var! Bundan sonra ona devam edeceğim. Şaşırmayın lütfen! Yazının taaaa en başında da dedim, bugün bir yazma aşkım depreşti diye, değil mi? Hatırlayın bakalım bir... Hatırladınız mı yoksa taaaa sayfanın en başına gidip yazdığım cümleleri kontrol mü ettiniz? Hangisi, hangisi?
Bu soruya vereceğiniz yanıt da dikkatinizi ne kadar topladığınızı gösterir. Çünkü bu yazıda bir çok şey anlattım ve konudan konuya atlayıp durdum. O yüzden böyle bir yazı da dikkat dağılması çok kolaydır. Haydi ölçün bakalım kendinizi, dikkatiniz ne kadar dağınık? Konu sıralamasını hemen hafızanıza getirebilecek misiniz yoksa ilk önce bir düşünme süreniz mi olacak? Benim kesin bir düşünme sürem olurdu. Çünkü ben dikkati çok çabuk dağılan bir yapıdayım. Bu, tabi ki kötü ama şu ana kadar düzeltebildiğim kadar düzelttim zaten. Daha da ötesi artık olmuyor.

 BU SEFER SON!

Ay ne oldu? Konu yine uçtu gitti. Ben yazıya sonuç paragrafı yapmaya çalışırken yazıya yeni bir konu daha eklemiş oldum. Hem de psikolojik bir konu; dikkat dağınıklığı... Ki benim bu konu da bırakın uzmanlığı, kendimden başka hiç bir bilgim yok. Sadece kendimde dikkat dağınıklığı olduğunu sezinliyorum o kadar.
Neyse canlar, ben daha başka başka konulara girmeden artık size bir veda edeyim bence değil mi? Zaten benim kafa gitti, bir de sizinkileri daha fazla ütülemeyeyim. Sonuçta onlar size, bize, herkese lazım. Bu dünyaya bilinçli zihinler lazım ve biz onları arada rahatlatalım ama öldürmeyelim değil mi? O yüzden, bir daha ki yazıya kadar görüşmek üzere canlar... Kendinize ve sevdiklerinize çok ama çok iyi bakın.
Seviliyorsunuz...

Not: Güncellendi.

2 Mayıs 2019 Perşembe

EFSANE, YENİDEN EFSANE OLMAK İÇİN GERİ DÖNDÜ! HAZIRLANIN CANLAR, AKLINIZI BAŞINIZDAN ALMAYA GELİYORUM, SON HIZ!!!

İyi gelmez mi hiç, deniz havası?

 3 AYLIK ÖLÜ

Merhabalar Canlar...
Burayı boşlayalı uzun, bayağı uzun bir zaman oldu. Ama tekrardan buradayım ve bugün yeni bir ayın başlangıcıyla beraber, ben de burada daha aktif olmaya karar verdim.
Ben buralarda yokken şubat geçmiş, ardından martta geçmiş ve tabi ki bir de nisan... Yani tamı tamına burada üç ay yokmuşum!!!
Ay, bu süre zarfında kim bilir aklınıza neler neler gelmiştir? Benim öldüğümü bile düşünmüş olabilirsiniz. Ama bakın, tekrar döndüm ve görünüşe göre ölmemişim. 😃

BİR ÖZLEM DUYGUSU

Bu arada yazmayı ne çok özlemişim be... Uzun zamandır yazmayıp, sırf kitaplara dalmıştım. Ama yeniden yazmaya başlayınca, içimde tarif edilemez bir coşku oldu. Ama baştan şunu belirteyim ki, bu yazı da kitaplardan bahsetmeyeceğiz. Yeter artık... Sizi, kitap diye diye bunaltmak istemiyorum.

DOĞAÇLAMA; İYİDİR, GÜZELDİR VE HOŞTUR

Bu yazımız da, nelerden bahsedeceğimiz hakkında ise, en ufak bir fikrim yok aslında. Çünkü bunu yazarken bir konu belirlemedim ve doğaçlama başladım. Büyük ihtimalle de doğaçlama olarak da devam edeceğim. Doğrusunu isterseniz sadece yazmak istedim ve bilgisayarımı açıp sayfama girip profilimi de güncelledikten sonra, bu taslağa başladım. İşte böyle...

ŞİZOFRENLİK NEDİR? NASIL ŞİZOFREN OLUNUR?

Zaten genelde, önceden bir konu belirlememişsem yazma serüvenim bu şekilde gelişiyor. Bazen (aslında çok sık) doğaçlama tarzı yazılarımın daha iyi olduğunu düşünüyorum. Ama kısa öykülerime de bir bakmalısınız bence, onlar da iyidir. Tabi ki, ben kısa öykülerimi sizle paylaşmazsam onları okuyamazsınız, bunu biliyorum.😅😅
Ama belki ilerleyen zamanlarda, benden o öykülerimi yazmamı isterseniz niye olmasın ki diyebilirim. Ama şimdilik onlar için biraz erken gibi gibi... Çünkü daha sayfamda tam anlamıyla beni takip eden kimse yok. Sanki burada şizofrenmiş gibi takılıyorum ve bu bazen gerçekten de şizofren olmaya yaklaştırıyor insanı. O yüzden de, benim biricik öykülerimi olmayan takipçilerimle paylaşmak biraz, nasıl desem, acayip olacak gibi duruyor. Belki ileride gerçek takipçilerim olur da, beraber bir şeyler paylaşırız ve işte o zaman ben de amatörce yazdığım öykülerimi sizle paylaşabilirim.

ZITLIKLAR İNSANI

Aslında öykülerim genelde romantik-komedi türünde ama bunun yanında fantastik de yazmak için ilhamlarım var. Ama ben çok ayrıntı takıntılı biri olduğum için fantastik hikayelerde kurguyu en ince ayrıntısına kadar düşünürken yazmaya bir türlü başlayamıyorum. Öyle de bir psikopatım işte... 😆😆 Ki burada şunu söylemeden geçmemem gerek; en çok sevdiğim kitap türü fantastik ve en az beğendiğim kitap türü de romantik kitaplardır. Evet, tam anlamıyla zıtlardan oluşan bir insanım canlar. 😂😂😂 Ama yapacak hiç bir şey yok. Beni böyle kabul etmeniz gerekecek. Zaten ilerde takipçim olursanız da, beni olduğum gibi kabul etmiş olacaksınız.

GELECEK PLANLARI

Ama bilin ki, ilerde takipçim olursanız hiç bir şey kaybetmeyeceksiniz. Aksine kazancınız olacak. Mesela birçok konudan bahsedeceğiz. birçok konu başlığımız olacak. Kitaplar, filmler, diziler, çizgi romanlar vs. vs. Bunların yanında tıpkı şu anda olduğu gibi doğaçlama yazılarım olacak. Bazen de sohbet yazıları yaparız. Ayrıca bunların yanında zaman içinde sizle denemelerimi de paylaşırım, tabi ki ilerleyen zamanlarda öykülerimi... Bunların dışında ilgi alanlarıyla ilgili konuşuruz. Mesela benim bir mandala olarak ilgi alanım var. Bak bu konu gerçekten çok güzel ve çok ilgi çekici... Size mandaladan bahsedebilirim. Ben, beni rahatlattığı için mandala yapıyorum ama onun felsefesini iyice araştırıp o konuyu da burada sizle paylaşabilirim. Ve daha neler neler paylaşırız bir bilseniz. Ay, umarım o günleri de görürüm.

BAŞLANGICIN SONU

Sanırım bu yazı bayağı bir kısa olacak. Ama bir daha ki yazı bundan daha uzun, hazırlıklı olun. "Nerden biliyorsun?" diye sorarsanız eğer, çünkü o yazının taslağı hazır. Sadece bir kaç rötuş ve sonra yayına hazır olacak. Anlayın işte, asıl yenileyip de geliyorum kendimi. Düşünün, güzel günler göreceğiz, eğlenceli vakitler geçireceğiz beraber. Hazırlıklı olun ve beni bekleyin. En hızlı halimle gelmeye çalışacağım artık karşınıza...
Mayısla beraber yenilenmiş bir blogger olarak dönüyorum.
O zaman bana kolay gelirken, size de mutluluklar gelsin canlar.
Kendinize ve sevdiklerinize çok iyi bakın canlar.
Seviliyorsunuz...

Ya da en yeşilinden, bir dağ havası?

Ufak Bir Hikaye...

AMATÖR YAZARDAN HİKAYELER -2-

BİR AİLE MESELESİ 16.08.2025/17.08.2025 7   Ben masada oturmuş sadece konuşulanları düşünmeye başlamıştım. Çevremdeki üç insan da ko...